Hatırla Sevgili
27 Kasım 2006 PazartesiMarka Olmak Sosyal Sorumluluk Gerektirir
25 Kasım 2006 CumartesiTercih ettiğiniz markaların aynı zamanda sosyal sorumluluk sahibi olması sizin için ne ifade eder? Tüketmek üzere aldığınız ürünlere ödediğiniz paranın bir kısmının ihtiyacı olanlara ulaştırılması, yada insanlığa faydalı bir iş için kullanılması sizi mutlu etmez mi? 1976 yılında İngiltere'nin güneyinde bulunan Brighton'da, küçük bir dükkanda elle hazırlanan 25 çeşit ürünle hikayesine başlayan Body Shop, o günden beri kendine sosyal sorumluluk sahibi olmayı ve ürün satmaktan çok satılan ürünlerin insanlığa ve doğal yaşama faydalı olmasını ilke edinmiş bir marka. Body Shop marka değerlerini şöyle ifade ediyor :
1) Hayvanlar üzerinde deney yapılmasına karşıyız..
2) Yerel ticareti destekliyoruz..
3) Kendinizi önemsemenizi öneriyoruz..
4) İnsan haklarını savunuyoruz..
5) Dünyamızı koruyoruz...
Marka, bu değerlerini başlattığı kampanyalarla da sonuna kadar destekliyor. 10 yıl önce Kanada'da aile içi şiddetin düzeyini vurgulamak ve değişim sağlamak amacıyla başlattıkları "Aile İçi Şiddete Sessiz Kalma" kampanyası bunun en güzel örneği. Avrupa, Asya ve ABD’deki The Body Shop mağazalarının katılımıyla genişleyen kampanya, The Body Shop’un kurucusu Anita Roddick’in ziyaretiyle Türkiye’de de 2004 yılında başladı.
The Body Shop, Türkiye’de Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler Vakfı ile birlikte hayata geçirdiği “Aile İçi Şiddete Sessiz Kalma Kampanyası” ile; - Bu önemli konuya kamuoyunun dikkatini çekerek bilinirlik ve bilinç yaratmayı amaçlıyor.
- Aile içi şiddetin Türkiye’de bir tabu olmasını yıkmayı ve kadınların şiddet gördüğünde nereye gideceğini ne yapacağını bilmelerini istiyor.
-İnsan haklarını savunmaya kararlı olan, herkesin eşit hakları olduğuna inanan The Body Shop, bu sorunu kapalı kapılardan öteye taşıyarak kadınları aile içi şiddete ve karşı seslerini yükseltmeye teşvik ediyor.
- Bu sorunu açığa çıkarmayı, müşterilerini, çalışanlarını ve şiddete maruz kalan herkesi bu konuda desteklemeyi ve eğitmeyi hedefliyor.
-Desteğe gerek duyan dostlarımıza ve sevdiklerimize yardım etmemiz ve onların hayatlarındaki şiddete son vermekte yalnız olmadıklarını hissettirmemiz konusunda da yol gösteriyor.
- Kampanyanın amaca, mağaza personeli ve müşterilerinin el ele hep beraber ulaşması için platformlar yaratıyor.
The Body Shop, uzun vadeli sosyal sorumluluk yaklaşımıyla gerçekleştirdiği “Aile İçi Şiddete Sessiz Kalma” kampanyasını çalışanlarının ve müşterinin katkılarıyla devam ettirmeyi planlıyor.
Body Shop Kurucusu ve Onursal Başkanı Anita Roddick, bir markayı yaratmanın aynı zamanda insanlığa yapılan büyük bir hizmet olduğunu düşünüyor ve şöyle diyor :
“Bir grup düşünceli ve idealist insanın dünyayı değiştirebileceğinden kuşkunuz olmasın. Aslında dünyayı değiştirenler hep bu bir grup insan olmuştur.”
"Made in" İbaresi Onay Bekliyor
23 Kasım 2006 Perşembeİtalyan hazır giyimcilerin önderlik ettiği ve ardından Avrupa’da seramikten mobilyaya tüm imalat sanayinin destek verdiği, ürünün nerede üretildiğini gösterme zorunluluğunu içeren "Made in" çalışması, Avrupa Birliği Konseyi tarafından onaylanmayı bekliyor. Uygulamanın Uzakdoğu’ya sosyal kota niteliğinde olacağı belirtiliyor. Önümüzdeki günlerde Made in için yoğun reklam kampanyasına başlanacak.
Ürünlerin nerede yapıldığının gösterilmesini kapsayan ve İtalya’nın önderlik ettiği "Made in for Transparency" kampanyası Avrupa Birliği Konseyi’nin vereceği kararı etkilemek için lobi faaliyetlerine başladı. İtalyan hazır giyimcilerin önderlik ettiği kampanyaya, Çin başta olmak üzere Uzakdoğu üretiminden olumsuz etkilenen seramikten mobilyaya, kürkten ayakkabıya tüm imalat sanayi destek vermeye başladı. İtalyan hazır giyimcilerin ilk destek talebini ilettikleri Türk meslektaşları da Made in çalışmasına sahip çıktı. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu Türk ürünlerine Avrupa’da üretilmiş statüsü kazandıracak uygulamanın, kalite algısına da olumlu yansıyacağını belirterek "Ürünün nerede üretildiği şeffaf olmalı. Tüketicinin bunu bilmeye hakkı var. Bu, Avrupa standartlarına uygun üretim yapmayan Çin başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerine bir nevi sosyal kota olacak" diye konuştu.
Konsey Onaylayacak
Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı ve şu anda Avrupa Birliği Konseyi’nin gündeminde bulunan raporla ilgili olarak 24 İtalyan örgütü birleşerek, Konsey’in ürünlerin menşe ülkelerinin belirtilme zorunluluğu getirilmesi yönünde karar vermesi için faaliyetlere başladı. Konsey’in kararını yılbaşına kadar verebileceği bildiriliyor. Made in ile topluluk standardının dışında üretim yapanların ayırt edilmesi hedefleniyor.
Kuzey-Güney Çarpışması
İHKİB Başkanı Süleyman Orakçıoğlu İtalya dahil üretici konumundaki güney Avrupa ülkelerinin Türkiye gibi Çin’den dertli olduğunu ve tehlikeyi durdurmak adına harekete geçtiklerini belirterek "Burada tüccar konumundaki kuzey ülkeleri ile üretici güney ülkelerin çıkar çatışması var. Fakat Avrupa’da üretilen ürünler ile Avrupa’da üretilmeyen ürünlerin ayırt edilmesi lazım" dedi. Orakçıoğlu ABD’de ürünlerin menşe ülkelerinin belirtilme zorunluluğu olduğunu ve Çin’in de 6 ay önce benzer bir karar alarak aynı uygulamayı başlattığını hatırlatarak, Avrupa’nın bu konuda geç kaldığını kaydetti.
Aralıkta Reklam Atağı
Avrupa’nın haksız rekabet karşısında bağırmaya başladığına dikkat çeken Orakçıoğlu, "Artık dev ülkeler, tasarım ülkeleri de canlarının yanmaya başladığını hissetti" dedi. Lobi çalışmaları kapsamında, Koseyin kararını etkilemek için Almanya, İngiltere, Belçika, Hollanda gibi kuzey ülkelerinde televizyonlar dahil reklam kampanyalarına başlanıyor. İlk kampanya ise Aralık ayında Almanya’da başlayacak.
Avrupalı Türk ürünleri
Süleyman Orakçıoğlu Konsey’in onaylaması halinde Türkiye’de üretilmiş ürünlerin de Avrupa’da üretilmiş sayılacağını vurgulayarak şunları söyledi: "Türkiye de Avrupa üretim bölgesi içerisinde değerlendiriliyor. Türkiye’de üretilenler de Avrupa malı sayılıyor. Türk malları Avrupa standartlarında üretiliyor. Made in bu standartlara uyduğumuzun bir işareti olacak. Biz made in EU (Avrupa malı) ibaresini kullanırken pekçok rakibimiz kullanamayacak. Haksız rekabet yaratan ülkelerin önü kesilecek. Bu uygulamayla Türkiye’nin Avrupa’da pazar payı artar."
Avrupalı marka da haksız rekabet edemeyecek
Uygulama ile Avrupa dışında üretim yapan Avrupalı markalar da ayrıştırılmış olacak. Süleyman Orakçıoğlu böylece Avrupa’da üretilmiş izleniminin yarattığı haksız rekabetin ortadan kaldırılacağını belirterek "İtalyan marka üretimini Çin’de yaptırmışsa bu belli olacak. Markanın orijini Avrupalı, üretim Uzakdoğu’da... Tüketici bunu bilecek. Bundan avantaj sağlanılması önlenecek" şeklinde konuştu.
Kaynak: Hürriyet
Uniball'dan Rengarenk Kalemler
22 Kasım 2006 ÇarşambaUni-ball, okulların açılmasına çok az bir süre kala Signo serisi için yeni bir reklam kampanyasına başladı. Uni-ball’ un yaratıcı iletişim diliyle hazırlanan reklam kampanyası, kalemlerin özelliklerini vurgularken, renkli ve eğlenceli tasarımlarıyla da dikkat çekiyor.
Uni-ball Signo serisi yeni “ jel roller ” teknolojisiyle birbirinden renkli seçenekler sunuyor...


İşletmeler İçin Yeni Stratejiler : İtibar Yönetimi
14 Kasım 2006 SalıSon günlerde sıkça duymaya başladığımız, ama adından aşağı yukarı ne demek olduğunu tahmin ettiğimiz bir konu İtibar Yönetimi... Halkla İlişkiler'in yeni bir dalı olarak ortaya çıkmış ve ülkemizde Amerikalı Profesör Charles Fombrun tarafından verilen bir konferanstan sonra iyice duyulmuş. İtibar yönetimi; şirketlerin, sadece müşteriyi memnun etmekle yetinmeyip, sosyal çevreyide dikkate alarak yeni işletme politikaları oluşturmalarını sağlıyor.
Fombrun tarafından geliştirilen Reputation Quotient (itibar katsayısı) modeli ile, halka açık şirketlerin itibarı ölçülüyor ve sonuçlar ekonomi dergilerinde yayınlanıyor. Yayınlanan listelerde, üst sıralarda yer alan işletmelerin marka değerleri yükseliyor ve hisseleri büyük kazanç sağlıyor. Amerika'da son yıllarda oldukça etkili olan model, ülkemizde Capital dergisinin öncülüğünde başlamış ve firmalar her geçen gün bu konuya olan ilgilerini arttırmaya başlamışlar. Ayrıca bu konuda, Salim Kadıbeşegil tarafından yazılmış bir de kitabımız var.
İtibarı kazanmak için önemli olan işletmenin her konuda tutarlı davranması, sunduğu ürün ve hizmetlerle farklılık yaratması. İtibar yönetimini uygulamak için, sadece halka açılmış bir firma olmanın çok da gerekli olmadığını düşünüyorum. Son günlerde bu konuda okuduklarımdan anladığım kadarıyla itibar yönetimi; pazarlamayı, halkla ilişkileri, müşteri ilişkileri yönetimini ve kaliteyi birbiriyle en iyi şekilde entegre edip firmanın kurumsal değerini en iyi şekilde ifade etmekten ibaret. Konu hakkında henüz çok fazla bilgiye sahip değilim ama sürekli takipteyim. En kısa zamanda, yine aynı konuyla ilgili yazılarım olacak... Sevgiler...
Edebiyata Aşık Olanlar İçin : K Dergi
4 Milyon İnsan Birarada Ne Yapar?
9 Kasım 2006 Perşembeyeğenim doğalı 14 gün oldu bugün. o doğduğundan beri tv izlemiyorum. 2 gündür bikaç kez reklamları izledim ve dikkatimi www.4milyoninsanburadaneyapiyor.com diye bağıran bi adam çekti.. bugün işyerinde bakacaktım ama fırsatım olmadı. az önce adresi bir defada yazmayı başarıp siteye girdim. eğer girmediyseniz eminim merak ediyorsunuzdur...
evet... kariyer.net'miş... yenilenmiş web sitesini tanıtmak için hazırlamışlar bu reklamı. reklamda, sitenin yeni tasarımıda çok hoşuma gitti... tebrikler diyorum. başka diyecek bişey yok...
Eşkiya'nın Kitabı Olur mu?
6 Kasım 2006 Pazartesi
Bu kitap sahneye çıktığı ilk günden, sinemaya gönül verip perdede devleşen bir oyuncunun izini sürmek, evrimini ve yarattığı karakterler galerisini gözler önüne sermek amacıyla yazılmıştır. Şener Şen tanıdık bir yüz, içimizi ısıtan bir eğlendirici, bir komedyen, bir trajedi kahramanı, bir eski zamanlar hikâyecisi olmanın ötesinde vicdanımız, sakarlığımız, aşkımız ve yoksunluğumuzdur; Şener Şen katıksız bizdir. Anılarımız, anlarımız, naif gülümsemelerimiz, göz yaşlarımız ve kaybettiklerimizle yeniden buluşmamızı sağlayan bir rehberin, bir oynamayan oyuncunun öyküsüdür anlatılan; bir şaklabanlar, şaşkınlar, üçkâğıtçılar, namuslular, kaybedenler, yalnızlar resmi geçidi... Mazi gönlünde bir yara olanlar için, Bir Şener Şen kitabı!
YouTube Google'a Ne Kazandırır?
31 Ekim 2006 SalıGoogle, 9 Ekim'de yaptığı duyuruyla YouTube'u 1 milyar 650 milyon dolara satın aldığını duyurdu. YouTube Şubat 2005 tarihinde iki arkadaşın (gerçekten) bir garajda kurduğu; bir yaşını yeni doldurmuş bir web hizmeti. Yaptığı şey kullanıcıların video dosyalarını kolayca yükleyip birbiriyle paylaşmasını sağlamak. Bu kadar. Peki onu bizim on binlerce çalışanlı, onlarca yıllık tarihe, milyonlarca dolarlık binalara, arsalara sahip anlı şanlı devlet kurumlarının özelleştirme bedellerinden kat be kat fazla tutara ulaştıran neydi? (Tekel'in 292 milyon dolara satıldığını hatırlayalım mesela).
Bunu Google'ın bir çılgınlığı olarak değerlendirmek saflık olur. Çünkü yine kısa sayılacak tarihinde görüldüğü gibi Google 'çılgınlık' olarak etiketlenebilecek hiçbir adım atmadı. Ama mantıklı hesapların da bu konuda berrak sonuçlar çıkardığını söyleyemeyiz. Pazardaki duruma bakınca YouTube'un lider konumda olduğu tartışılmaz. Aynı hizmetleri veren Google, Yahoo, Microsoft gibi dev rakiplerin karşısında dimdik ayakta kalmayı ve açık arayla liderlik koltuğunda oturmayı başardı. Ziyaretçilerine günde 100 milyon video izleten, her gün 65 bin yeni video dosyası yutan ve ayda 20 milyon kişi tarafından izlenen bir siteden bahsediyoruz. Pazar payı yüzde 60. Son dönemdeki haberlerle bu rakamların misliyle yükseleceğine şüphe yok. Ancak aynı YouTube aslında bir yandan da batmanın eşiğinde bir firma(ydı). Günde 100 milyon video izletebilmek için her ay sadece internet hattına 1 milyon dolar ödüyordu. Google'ın da ilk sermayesini sağlayan Sequoia Capital adlı risk sermayesi şirketi tarafından aldığı 12 milyon dolarlık paranın tamamını hat kirasına yatırdı. Personel maaşlarını bile ucu ucuna çıkarabilen firmanın geleceğe yönelik mucizevi bir gelir beklentisi de yoktu. Dolayısıyla bunca popülerliğin bedeli olarak mecburen bir dev sermayenin kanatları altına girecek ya da iflas bayrağını çekecekti. Neyse ki bu açıdan şanslıydı. Zira kapısında medya devi Murdoch ve Bill Gates gibi isimler sıradaydı. Tercihin neden Google'dan yana yapıldığı konusu net değil fakat eğer kaybedenlerin gerekçesi paraysa ilerde çok üzüleceklerine şüphe yok. Verilere bakınca hiçbir mantığa oturmayan bu garip alışverişin arkasında iki berileyici unsur var. Birincisi kullanıcıların yarattığı içeriği yöneten sitelerin yükselişi. Eskiden siteler kullanıcılara içerik üretmek için uğraşırdı; şimdi devir kullanıcıların içeriğini yönetmek üstüne kurulu. Yani kullanıcılara her gün bir fotoğraf yollamak yok; mesele onların yolladıklarını toplayıp idare etmek. Video için de, şarkı için de aynı şey geçerli. Bugünün kazanan siteleri üyelerin yarattığı şeyleri saklayıp organize edebilenler. Google'a bunca parayı döktüren ikinci şeyse rekabetin güçlüğü. Yani pazarın büyük dilimini kaptırınca, karşı taraf inanılmaz bir hata yapmadıkça parayla, reklamla öne geçmek imkânsız. Olsaydı Microsoft Google'ı; Google da YouTube'u ayağının altında ezerdi. Olmuyor işte.
Kaynak: M. Serdar Kuzuloğlu - Radikal
Evet konu yine : Pizza
29 Ekim 2006 Pazar
Pizza yemek zordur ama olsun... Yine de güzeldir. Sırf kibar olayım diye çatalla bıçakla yemeyede kalksanız, uzayan peynirler sizinle dalga geçebilir. Pizza yerken zorlananlar içinde parlak bi fikir bulmuş eloğlu... (Şerefsizim benimde aklıma geldiydi...) İtalya'dan Kono Pizza, üç dakikada ve 1,5 Euro'ya servis ettiği pizzaları külahta satışa sunuyor. Şimdilik 5 şubesi bulunan Kono Pizza, yakında tüm Avrupa'ya yayılacak. Türkiye'ye de acilen bekliyorum. Kibar olmak için değil, yolda yürürkende pizza yiyebilmek için...
Oh my Google..!
24 Ekim 2006 SalıBir zamanlar birileri, gelecekte teknolojinin Tanrı olarak nitelendirileceğini söyleyip bütün tepkileri üzerlerine çekmişti. Ama çok uzun zaman geçmedi; ve Google kimilerine göre artık bir Tanrı...
Ve Google'ın Tanrı olduğunu düşünenler için sanal bir kilise bile var ve bu düşüncenin gerekçelerini şöyle açıklıyorlar :
1- Her şeyi bilir : 9,5 milyar sayfayı satır satır bellemiştir. Ayrıca topladığı ek bilgilerle başka kimsenin sahip olmadığı bilgilere sahiptir.
2- Her an, her yerdedir : Hafızasına aldığı milyarlarca sayfalık bilgi dünyanın her yerine dağılmıştır. Her cihazdan, her yerde ona ulaşmamız mümkündür.
3- Dualara cevap verir : Bir arama yaparak dileğinizi istersiniz, o da verir. Örneğin kanserseniz dilediğiniz şifanın (tedavinin) yerini size o gösterir.
4- Ölümsüzdür : Fiziksel bir varlık, cisim değildir. İşleyişini sağlayan algoritmaları birçok bilgisayara dağılmıştır. Bir parçası yok olsa da kalanı çalışır. Teorik olarak sonsuza kadar var olacaktır.
5- Sonsuzdur : İnternet teorik olarak sonsuza kadar büyüyebilir. Google da.
6- Her şeyi hatırlar : Kaşe belleği sayesinde sizin sildiğiniz şeyleri bile aklında tutar. İnternetteki her şey sonsuza kadar hafızasına yerleşir.
7- Şeytanlık yapmaz : Kurumsal felsefesi bunu yasaklar.
8- Varlığının belgesi boldur : Google'ın varlığı şu ana kadar tapınılan her Tanrı'dan daha barizdir. Eğer görmek inanmaksa, google.com'a bakılabilir!
Daha fazlası için sanal kiliseyi ziyaret edin : http://thechurchofgoogle.org/
Hackerlar Kimden Korkar
18 Ekim 2006 ÇarşambaScanAlert dünyanın lider web sitesi güvenlik sertifika hizmeti sağlayıcısıdır.
Web sitelerini hackerlardan korur ve bunu müşterilerine patentlenme aşamasında olan HACKER SAFE teknolojisiyle belgeler. Günlük güvenlik denetimleri ve gerçek zamanlı sertifikasyon müşterilerin alışveriş yaptıkları sitelerin kişisel bilgilerini hackerlardan korumak için gerekli adımları atıp atmadıklarını anlamalarını sağlar. HACKER SAFE sertifikası sahibi on-line satıcılar müşterilerin kişisel bilgi hırsızlığı ve kredi kartı sahtekarlığı konusundaki korkularının hafiflemesi sonucu on-line işlemlerde sürekli artış olduğunu gözlemlerler.
70,000’in üzerinde web sitesi gizli bilgileri korumak ve Payment Card Industry (PCI) veri güvenlik standardına uygunluklarını doğrulamak için HACKER SAFE’e güvenmekte. Sayıları binleri bulan müşterileri arasında Visa International, Yahoo!, Warner Bros, Amerikan Kızıl Haç’ı, Northrop Grumman ve Internet Retailer ilk 500 listesinde yer alan şirketlerin %40’ından fazlası yer almaktadır. HACKER SAFE güvenlik sertifika hizmetleri Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Avustralya, Japonya, Tayvan ve Türkiye de yer alan ofisler aracılığıyla İngilizce, Japonca, Çince, İspanyolca, Portekizce, Flemenkçe ve Türkçe dillerinde sunulmaktadır.
Hizmet Markası
17 Ekim 2006 Salı
Ticaret ve hizmet sektöründe, mal ve hizmetleri birbirlerinden ayırmak ve tanıtmak için kullanılan markalar, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında güvence altına alınarak korunmalıdır. Türkiye'de 1995 yılı Haziran ayında Avrupa Birliğine giriş sürecinde yeniden düzenlenerek uygulamaya konan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile uluslararası alanda yıllardan bu yana koruması olan, ticaret markası yanında hizmet markasının da tesciline imkan verilerek Avrupa ve Dünyanın diğer gelişmiş ülkeleri ile ayni standartlar yakalanmış bulunmaktadır.
Firmaların üretmiş oldukları ürün ve sunmuş oldukları hizmetlerin tanıtımında ve tüketicinin zihninde yer edebilmesinde önemli bir yere sahip olan markaların tescil edilerek korunması, marka sahiplerine hukuki anlamda hak talep etmeleri ve özel kanuni düzenlemelerden yararlanmaları imkanını vermektedir.
Türkiye'deki marka başvuruları ;
1. Ticaret Markası
2. Hizmet Markası
3. Ortak Marka
4. Garanti Markası
olmak üzere dört ana gruba ayrılarak tescil edilmektedir.
Alt baslıkları altında ilgili kanun ve yönetmeliklerde tarif edilen marka türlerinden Türkiye'de en çok bilinen ve tescil ettirilerek koruma alınan marka türü, "Ticaret Markası" ve "Hizmet Markası" 'dır. Son yıllarda hizmet sektörünün hızlı bir gelişim trendi içinde olması kuruluşları sahip oldukları markaları faaliyet alanları ile ilgili ve alakalı hizmetleri de kapsayacak şekilde tescil ettirmeye yöneltmiştir.
Farklı Olmak Diye Buna Derim Ben

Aynı anda iki hizmeti birden verebilir misiniz? Belki.. Zor tabi. Ama bunu çok iyi başaran birileri var. Duydunuz mu bilmiyorum... "CarPuzz"
CarPuzz.com hem reklam hemde araç kiralama hizmetini aynı anda veriyor. Ve bunu, her gittiği yerde dikkati çeken Smart Fortwo ve Smart Forfour araçlarla yapıyor.
Markalar reklamları için yeni yeni fikirler üretirken akıllarına otobüsleri, şirket arabalarını giydirmek gelmiş ve bu fikir ilk Avrupa’da uygulanmaya başlanmış. Hatta bu işi ileri götürenler kendi araçlarına – bisikletlerine bile reklam almışlar.
Carpuzz .com Türkiye’de bir ilki başlatıyor.
İlk etapta bir grup otomobile, tanınmış markaların reklamını alıyor ve otomobili çok düşük bir bedelle kiralıyor. Böylece siz İstanbul caddelerinde gün boyunca gezip tozuyorsunuz, reklamda bol bol herkeze kendini gösteriyor.
Günlük 8 - 39.9 YTL arasında değişen çok cazip fyatlarla maksimum 5 günlüğüne bu araçları kiralayabiliyorsunuz. Bunun için en az 5 yıllık B sınıfı ehliyetiniz ve kendinize ait bir kredi kartınız varsa, ve Türkiye sınırları içinde ikamet ediyorsanız Smart'lar CarPuzz.com'da sizi bekliyor. Daha ne duruyorsunuz..!?
https://www.carpuzz.com/




