<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200</id><updated>2011-06-01T12:15:55.835-07:00</updated><title type='text'>Mavi Oda</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>34</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-8801749175410478335</id><published>2007-09-03T13:39:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T10:15:13.820-08:00</updated><title type='text'>"Business Intelligent" - I</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RtyFhwnNY7I/AAAAAAAAALs/_9CxEo7TwV8/s1600-h/PDA2.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RtyFhwnNY7I/AAAAAAAAALs/_9CxEo7TwV8/s400/PDA2.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5106102892562834354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günümüz iş dünyasında işletmeler için en önemli şey "&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Bilgi&lt;/span&gt;" ve bilgiyi elde edecek, değerlendirecek her türlü kaynak firmalar için çok önemli. Kurumsallaşmayı hedefleyen her türlü işletme, rakipleriyle rekabet ederken bilginin gücünü muhakkak ki kullanmak zorunda. Gelişen teknoloji sayesinde bilgiyi derlemek kolaylaşmasına rağmen, elde edilen veriyi yorumlayarak analiz etmek ve işe yarar hale getirmek de bir o kadar zorlaşıyor. &lt;span class="content"&gt;Çok şükür ki, bilgiyi yorumlama konusunda kurumların imdadına yine teknoloji yetişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RtyE_gnNY6I/AAAAAAAAALk/saXtborHiqU/s1600-h/fichier+binaire.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RtyE_gnNY6I/AAAAAAAAALk/saXtborHiqU/s400/fichier+binaire.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5106102304152314786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda eminim birçoğunuzun sıkça duymaya başladığı bir terim "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Business Intelligent&lt;/span&gt; - &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İş Zekası&lt;/span&gt;". İş zekası uygulamaları, sadece veriyi analiz etmekle kalmıyor tabiki; aynı zamanda kurumların karar alma süreçlerini hızlandırıyor, gelir ve performans artışı sağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş zekası çözümleri deyince aklınıza ne geliyor bilmiyorum ama basitçe ifade etmek gerekirse, verileri derleyerek bir araya getiren, yine sizin yönlendirmenizle bu verileri kolay ve hızlı bir şekilde rapora çevirebilen ve hatta yorumlayabilen bilgisayar programları yada veritabanları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık büyük yazılım firmaları, eskiden ticari paket program diye adlandırılan ve genellikle firmaların muhasebe verilerini içeren yazılımlar üretmekten sıyrılıp, bu tür yazılımlara yöneliyor.   Bu yazılımlar, kurumların sadece muhasebe verilerini değil, satış, satın alma, insan kaynakları, crm, üretim, pazarlama, halkla ilişkiler ve daha aklınıza gelebilecek her türlü süreçle ilgili depolanmış verisini analiz etme ve birleştirme yeteneğine sahipler. Bu sayede verilerin bilgiye, bilginin yoruma, yorumun karara ve  kararın eyleme dönüştürülebilmesi mümkün hale geliyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Devamı var...)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-8801749175410478335?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/8801749175410478335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=8801749175410478335' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8801749175410478335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8801749175410478335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/09/business-intelligent-i.html' title='&quot;Business Intelligent&quot; - I'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RtyFhwnNY7I/AAAAAAAAALs/_9CxEo7TwV8/s72-c/PDA2.png' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-7403239027430739219</id><published>2007-09-02T13:27:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T10:15:13.968-08:00</updated><title type='text'>Çok Renkli Boya Piyasası</title><content type='html'>Geçen gün ziyarete gittiğimiz bir yerde muhabbet sırasında "Bu yıl evi de boyamadık.." cümlesini duyunca, aklıma yine eskiler geldi. Saten duvar boyaları çıkmadan önce en popüler olanı plastik duvar boyalarıydı ve her kış sonu sobalar yüzünden is olmuş ve kararmış duvarlar mutlaka boyanırdı. Kaloriferlerin sobaların yerini almasından sonra da bu gelenek devam etti, çünkü eski tip döküm kalorifer petekleri de en az sobalar kadar is yaparak duvarların kirlenmesine neden oluyordu. Ama bahsetmek istediğim asıl konu kalorifer yada sobalar değil, duvar boyaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde boya firmalarının reklamlarına dikkat ettim bu yüzden. Şu anda ekranda dönen 4 boya markasının reklamı var. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Marshall, DYO, Fawori&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filli Boya&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rtsk6AnNY5I/AAAAAAAAALc/g_3ojEY0S3U/s1600-h/boya.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rtsk6AnNY5I/AAAAAAAAALc/g_3ojEY0S3U/s400/boya.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5105715181570057106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filli Boya&lt;/span&gt; genellikle reklam filmlerinde ünlüleri oynatmayı tercih ediyor. Artık hepimiz alıştık buna. Ama nedense, başlarda bana başarılı gibi gelen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filli Boya&lt;/span&gt; reklamları, son zamanlarda hiç ilgimi çekmemeye başladı. Galiba markanın, reklam filmlerini değiştirme zamanı gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DYO&lt;/span&gt; ise, mükemmel bir icat olarak nitelendirilen, nano teknoloji ile üretilen ve  kendi kendini temizleyebilen akıllı boyalar piyasaya sürmüş fakat nedense reklamı berbat. (Ürünle ilgili haberi&lt;a href="http://www.habertakvimi.com/haber_detaylari.asp?id=3449"&gt; buradan&lt;/a&gt; okuyabilirsiniz.) Reklamda sadece dış mekan bir duvarın bir bölümü &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DYO&lt;/span&gt; Nano ile boyanıyor ve reklam filmi 6 ay ileri sarılıyor. Sonuç olarak bu müthiş icat için çekilen reklam filmi, maalesef üretilen ürünü ön plana çıkartmaya yetmeyecek kadar başarısız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fawori&lt;/span&gt; Boya Piyasası reklamı ise, gerçekten anlaşılmaz ve çok saçma bir reklam olmuş. Defalarca izlememe rağmen, kimin ne dediğini anlamam mümkün olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve son olarak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Marshall &lt;/span&gt;Fashion. Reklam kesinlikle mükemmel. Reklamın başından sonuna kadar renklerin dansını izlemek benim çok hoşuma gitti. Ürünün adı da yine bir o kadar ilgi çekici ve kaliteli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış iyice gelmeden, ben de oturma odamı kendim boyamak istiyorum. Tercih edeceğim markayı da şimdiden seçtim bile :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-7403239027430739219?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/7403239027430739219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=7403239027430739219' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7403239027430739219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7403239027430739219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/09/ok-renkli-boya-piyasas.html' title='Çok Renkli Boya Piyasası'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rtsk6AnNY5I/AAAAAAAAALc/g_3ojEY0S3U/s72-c/boya.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-4103508527051049843</id><published>2007-09-01T11:51:00.000-07:00</published><updated>2007-09-01T12:01:07.432-07:00</updated><title type='text'>Yeniden...</title><content type='html'>Hizmetchi benim ilk blogumdu. Yıllardır hizmet sektöründe çalıştığım için bloguma da böyle bir isim vermiştim. 2007 yılı başından bu yana o kadar yoğun geçti ki, Hizmetchi'ye yeteri kadar zaman ayıramadım. Sanırım bu yüzden bana kırıldı :) Çünkü 2 gün önce, artık bloguma zaman ayırayım ve önce tasarımını düzenleyeyim derken bir anda eski postlarımın üçer kez yayınlanmaya başladığını farkettim. Aslında problem benim sürekli kodları karıştırmamdan kaynaklandı ve sonuç olarak buradayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazacağım çok şey var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.yenibiris.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=8230&amp;amp;sectionID=3"&gt;Buket Uzuner&lt;/a&gt;'in de dediği gibi "Yazmak ilaç gibi..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-4103508527051049843?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/4103508527051049843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=4103508527051049843' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4103508527051049843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4103508527051049843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/09/yeniden.html' title='Yeniden...'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-5144312624239489796</id><published>2007-08-07T01:02:00.000-07:00</published><updated>2007-08-31T01:02:38.953-07:00</updated><title type='text'>Onları Okumak Yazmaktan Daha Zevkli...</title><content type='html'>Bir süredir takip ettiğim 2 yeni blog var. Çok başarılı buluyorum ben yazılarını ve hergün mutlaka okuyorum. Çünkü gündemi o kadar iyi takip ediyor ve o kadar doğal yazıyorlar ki, neredeyse onları okumak benim için yazı yazmaktan daha zevkli hale geldi bile diyebilirim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://gl-gn.blogspot.com"&gt;Against Being Limited - Göze Algün&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://branderen.blogspot.com"&gt;Dare To Be Different - Eren Kumcuoğlu&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala okumadıysanız bence daha fazla beklemeyin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-5144312624239489796?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/5144312624239489796/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=5144312624239489796' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5144312624239489796'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5144312624239489796'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/08/onlar-okumak-yazmaktan-daha-zevkli.html' title='Onları Okumak Yazmaktan Daha Zevkli...'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-7703125967123983453</id><published>2007-06-27T01:01:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T10:15:14.156-08:00</updated><title type='text'>Reklamlarımızın Geleceği Parlak</title><content type='html'>&lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(51, 204, 0);" href="http://www.markacini.com/"&gt;MarkaCini&lt;/a&gt; geçenlerde &lt;a style="color: rgb(102, 0, 0);" href="http://www.markacini.com/2007/06/reklamlarmz-fiyasko.html"&gt;son dönemde çekilen reklam filmlerinin ne kadar vasat olduğu&lt;/a&gt;ndan bahsetmişti. Çok da haklıydı. Çok şükür ki, yapılan yarışmalar geleceğimizi de görmemizi ve umutsuzluğa kapılmamamızı sağlıyor. Bunlardan biri de &lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(204, 0, 0);" href="http://www.kodak.com.tr/"&gt;Kodak&lt;/a&gt;'ın düzenlediği &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.ogrencifilmleri.com/"&gt;Öğrenci Reklam Filmleri Yarışması&lt;/a&gt;'ydı. Yarışma dün sonuçlandı ve ödüller sahiplerini buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.ogrencifilmleri.com/"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RoJ856YO6VI/AAAAAAAAAIo/pM_HqmMwOEM/s400/kodak.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5080760663992625490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sponsor &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Pepsi&lt;/span&gt;'ydi ve ilk üç dereceyi alan reklam filmlerinin hepsi de bana göre &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 153);"&gt;Pepsi Max&lt;/span&gt;'in son reklamından çok daha iyi. Yarışmada, en iyi film kategorisinde birinciliği &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ulaşılmaz Tat&lt;/span&gt; filmiyle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Esra Öztürk&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eğlenceye Devam&lt;/span&gt; filmiyle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tuğba Atalay&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Maximize&lt;/span&gt; filmiyle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Selim Ünlüsoy-Hakan Gök&lt;/span&gt; aldı. İlk iki dereceyi alan öğrencilerin bayan olması da beni ayrıca mutlu etti. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk üçe giren filmler, 14-17 Ekim tarihleri arasında Slovenya’da gerçekleştirilecek 14. Golden Drum’da Kodak tarafından sergilenecek. Birinci gelen film, Kodak tarafından özel olarak gerçekleştirilecek Uluslararası Öğrenci Reklam Filmleri Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödül alan filmler, &lt;a href="http://www.ogrencifilmleri.com/"&gt;http://www.ogrencifilmleri.com/&lt;/a&gt; sitesinden izlenebilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-7703125967123983453?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/7703125967123983453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=7703125967123983453' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7703125967123983453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7703125967123983453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/06/reklamlarmzn-gelecei-parlak.html' title='Reklamlarımızın Geleceği Parlak'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RoJ856YO6VI/AAAAAAAAAIo/pM_HqmMwOEM/s72-c/kodak.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-4622822017263945005</id><published>2007-06-25T01:00:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T10:15:14.689-08:00</updated><title type='text'>GıdaSa'dan Yeni Ürün : Siluet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rn_SH9x3-rI/AAAAAAAAAII/p3SzJ3-2fk8/s1600-h/550_2070.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rn_SH9x3-rI/AAAAAAAAAII/p3SzJ3-2fk8/s400/550_2070.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5080009938981878450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz biliriz ki, diyet yapıyor ve zayıflamak istiyorsak en büyük desteği bize sıvılar, özellikle de su sağlar. Ne kadar bol sıvı tüketirsek o kadar hızlı ve sağlıklı kilo veririz.&lt;br /&gt;Sağlıklı bir insanın bir günde tüketmesi gereken su miktarı ortalama 2 litredir.  Tüketilmesi gereken bu miktarın bir kısmını GıdaSa'nın yeni ürünü Siluet ile karşıladığınızda diyet ve egzersiz programınıza büyük ölçüde destek sağlamış oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rn_SP9x3-sI/AAAAAAAAAIQ/3Q6f4VnpR0U/s1600-h/send_binary.asp.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rn_SP9x3-sI/AAAAAAAAAIQ/3Q6f4VnpR0U/s400/send_binary.asp.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5080010076420831938" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hacettepe Üniversitesi’nin danışmanlığında geliştirilen Siluet, içeriğindeki EGCG yeşil çay ekstraktı sayesinde metabolizma hızını artırarak yağ yakımını hızlandırıyor ve kilo kontrolüne yardımcı oluyor. Limon aromasıyla içimi kolay ve keyifli hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergün düzenli olarak 2 şişe Siluet içerek toplam 270 mg EGCG almış oluyorsunuz. Bu dozu normalde 14-64 fincan yeşil çay içerek alabiliyorsunuz. Bir günde bu miktarda yeşil çay içmek pek mümkün olmadığından Siluet size bu konuda fazlasıyla yardımcı oluyor.  Peki günde 270 mg EGCG almanın faydası ne?&lt;br /&gt;Yapılan bilimsel araştırmalar neticesinde günde 270 mg EGCG alındığında metabolizma hızlanıyor, yağ yakımı artıyor ve bu da 30-60 dakikalık yürüyüş sayesinde harcanan enerjiye karşılık geliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-4622822017263945005?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/4622822017263945005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=4622822017263945005' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4622822017263945005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4622822017263945005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/08/gdasadan-yeni-rn-siluet.html' title='GıdaSa&apos;dan Yeni Ürün : Siluet'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Rn_SH9x3-rI/AAAAAAAAAII/p3SzJ3-2fk8/s72-c/550_2070.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-7119616809141907729</id><published>2007-05-01T00:58:00.000-07:00</published><updated>2008-12-10T10:15:14.902-08:00</updated><title type='text'>Fikirler Sayfalarda.. Ve şimdi ayraçlarda..</title><content type='html'>Kurtuldum...!! Kitap okurken ayracı koyduğum sayfa aralığında, hangi satırda kaldığımı bulmak için satır altlarına post-it yapıştırmaktan kurtuldum...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü artık &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.fikirayraci.com"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;"Fikir Ayracı"&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.fikirayraci.com"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059469113833017794" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RjbYWlIT0cI/AAAAAAAAAG0/KJdyiYF5muc/s400/fikir.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.fikirayraci.com"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;Fikir Ayracı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;'nın yaratıcısı sevgili &lt;strong&gt;&lt;a href="http://yukselonur.blogspot.com"&gt;Onur&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;, hepimize çok basit araçlar gibi gelen kitap ayracına bile ne gibi hünerler kazandırılabileceğini göstermiş oldu bizlere... &lt;strong&gt;&lt;a href="http://yukselonur.blogspot.com"&gt;Onur&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;, bu fikri sadece düşüncede bırakmamış tabii ki... Çok yakında her yerde karşınıza bir &lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.fikirayraci.com"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Fikir Ayracı&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt; çıkabilir, hayatınızın sayfaları arasında yerini alabilir...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-7119616809141907729?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/7119616809141907729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=7119616809141907729' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7119616809141907729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7119616809141907729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/05/fikirler-sayfalarda-ve-imdi-ayralarda.html' title='Fikirler Sayfalarda.. Ve şimdi ayraçlarda..'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RjbYWlIT0cI/AAAAAAAAAG0/KJdyiYF5muc/s72-c/fikir.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-2206527168417466080</id><published>2007-02-02T00:57:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T10:15:15.216-08:00</updated><title type='text'>TPE'den Kobilere İnovasyon Desteği</title><content type='html'>&lt;a href="http://hezarfen.tpe.gov.tr/hezarfen/index.jsp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039269130522502898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Re8UkzRipvI/AAAAAAAAAFU/pSw6pGJuEIo/s400/hezarfenoto.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; İnovasyon Nedir ? Neden önemlidir ?&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hemen hemen hergün, ekonomi ve iş dünyasına ait yayınlarda çok sık adını duyduğumuz şirketlerin inovasyon hikayelerini artık hepimiz bilir olduk. Peki, inovasyon denince akla sadece büyük şirketler mi gelir? Ülkemizde KOBİ'lerin inovasyona bakışı nasıldır ve bu konuda yaptıkları çalışmalar var mıdır? Cevabı ne olursa olsun, artık biliyoruz ki ülkemizde bu konuda KOBİ'lere destek vermek üzere oluşturulmuş büyük bir proje var. Projeye imza atan da Türk Patent Enstitüsü... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Proje Hezarfen, Türk Patent Enstitüsü tarafından 2007 yılı başında başlatılan, ülkemizde KOBİ'lere inovasyoncu kültürün arttırılmasına katkı sağlamayı amaçlayan yeni bir proje. Proje kapsamında, KOBİ'lerin inovasyoncu faaliyetlerine danışmanlık yapılması ve bunun yanında tüm bölgeyi inovasyon ile tanıştırmayı hedef alan eğitimler, çalıştaylar ve KOBİlere inovasyon temel taraması, inovasyon alan önceliklerinin belirlenmesi, inovatif fikir üretme çalışması, inovasyon preojesi yol haritası hazırlanması gibi faaliyetler yer alıyor. Proje Hezarfen içinde "Teknolojiyi ve Rakipleri Takip Etmek", "İş Planı Hazırlanması ve Sınai Mülkiyetin İş Planlarına Entegre Edilmesi", "Firma İçinde İnovasyon Ortamının Yaratılması - İnovasyon Yönetimi" gibi konularda interaktif çalıştaylar 2007 yılı sonuna kadar tekrarlanacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu yönüyle diğer projelerden ayrılan Proje Hezarfen ile KOBİler ücretsiz birebir danışmanlık alabilecek, kendilerine özgü konuları uzmanlarıyla görüşebilecek, ilk elden cevap bulma imkanlarına sahip olacaklar. Proje Hezarfen'in ilk uygulaması 2007'de OSTİM'de gerçekleştirilecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Re8UvTRipwI/AAAAAAAAAFc/C9FgtvxdSPA/s1600-h/bari_100.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039269310911129346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Re8UvTRipwI/AAAAAAAAAFc/C9FgtvxdSPA/s400/bari_100.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Proje Hezarfen'in ilk ürünü ise, &lt;a href="http://hezarfen.tpe.gov.tr/hezarfen/index.jsp?pages=306"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;strong&gt;KobiHİT&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;. &lt;a href="http://hezarfen.tpe.gov.tr/hezarfen/index.jsp?pages=306"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;KobiHİT&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt; sayesinde firmalar, internet üzerinden firmalarını inovasyona iten faktörler, inovasyon için gerekli yetenekler ve inovasyon kapasitesi hakkında ön bir tarama gerçekleştirebiliyorlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;TPE'ne proje için KOSGEB ve OSTİM destek veriyor.&lt;/span&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;a href="http://hezarfen.tpe.gov.tr/hezarfen/index.jsp?pages=400"&gt;&lt;span style="color:#cc0000;"&gt;&lt;strong&gt;Proje ekibi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; ise, kendi alanlarında uzman yerli ve yabancı toplam 16 kişiden oluşuyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Proje Hezarfen çalıştaylarına kayıt yaptırmak için &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://hezarfen.tpe.gov.tr/hezarfen/index.jsp?pages=100"&gt;http://hezarfen.tpe.gov.tr/hezarfen/index.jsp?pages=100&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;adresini ziyaret edebilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kayıtlar için son tarih 25 Mart 2007...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-2206527168417466080?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/2206527168417466080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=2206527168417466080' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/2206527168417466080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/2206527168417466080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/02/tpeden-kobilere-inovasyon-destei.html' title='TPE&apos;den Kobilere İnovasyon Desteği'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Re8UkzRipvI/AAAAAAAAAFU/pSw6pGJuEIo/s72-c/hezarfenoto.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-5063306683082627825</id><published>2007-01-20T00:56:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T10:15:15.356-08:00</updated><title type='text'>Bu Toprakların Esas Kültürü : Senin ve Benim Kardeşliğimiz</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Ben, çok üzgünüm..! İçimden geçenleri yazamayacak kadar üzgünüm.&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;Bazı şeyleri görebilmek için çok şey bilmek gerekmez. Biz bu topraklarda doğduk hep birlikte, hep birlikte büyüdük. Zor günleri hep birlikte gördük. Yazılanlar, çizilenler, söylenenler bizim bildiğimiz gibi değildi. Biz kardeştik, ve yıllarca Türk, Rum, Ermeni, Kürt, Laz.... hep birlikte aynı sofrada yemek yedik. Bunu kim inkar edebilir?? Bu gerçeği kim görmezden gelebilir??&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RbKQUf9kjoI/AAAAAAAAAC4/gYmgFiBj7Dg/s1600-h/imperiaflex_0_7_0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5022235216323055234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RbKQUf9kjoI/AAAAAAAAAC4/gYmgFiBj7Dg/s400/imperiaflex_0_7_0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;"Ahbarik,&lt;br /&gt;Sana bugüne kadar ne senin ana dilinde, ne kendiminkinde böyle hitap etmemiştim. Nasıl edeyim ki? Birbirimizi en fazla üç-dört kez görmüşüzdür. Öyle büyük bir yakınlığımız olmadı. Ama bugünlerde olan bitenlerden sonra, bizimkilerin dediği gibi artık “dünya ahret kardeşimsin”! Çünkü ırkçılık yeniden çıldırdı. Çünkü seni ve beni, sizi ve bizi bir kez daha karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Öyleyse, onlara inat, ben de bundan sonra sana “ahbarik” diyeceğim!&lt;br /&gt;Önce Sabiha Gökçen’le başladılar. İnsanın dehasının ürünlerinden biri olan uçağı bu topraklardan göklere yükselten bu ilk kadının Ermeni olması ihtimali onlara çılgına çevirdi. Yazan neden yazmıştır, neden birinci sayfadan vermiştir, bu bağlamda bütünüyle ikincil. Önemli olan tepkinin niteliği. Koskoca Genelkurmay bu konuda açıklama yapma ihtiyacını hissediyor. Türk Hava Kurumu adına yapılan açıklamada “bu sadece Gökçen’e değil, Atatürk’e de hakarettir” deniyor. Irkçılığın daha katıksızı görülmüş müdür? Gökçen’e Ermeni demek ona hakaret oluyor. Bu yetmiyor. Atatürk’ün manevi kızının Ermeni olması ona da hakaretmiş! Hrant, duygumu söyleyeyim. Atatürk’ün yaptıkları konusunda herkesin çok farklı fikirleri olabilir. Ama eğer bir kız çocuğunun Ermeni olduğunu bile bile onu manevi kızı olarak benimsedi ise, bu, 1915’in yaşandığı bu topraklar üzerinde bir cumhurbaşkanının yapabileceği en onurlu şeylerden biridir. Elbette 1915’in utancını ortadan kaldırmaz. Ama hiç olmazsa onun da, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve ertesinde sayısız Türk ailesinin yaptığı gibi, bu toprakları bin yıldır paylaştığımız Ermeni halkına karşı yapılan Osmanlı devlet zulmünden kendini politik bakımdan olmasa da insani bakımdan ayırarak hiç olmazsa şefkat duyabildiğinin bir işaretidir. Belki ruhunun derinliklerinde bir yerinde, kendinden öncekilerin yaptıklarından onun da utanç duyduğunu gösterir.&lt;br /&gt;Şahsen ben, Sabiha Gökçen Ermeni ise bunun ortaya çıkmasından gurur duyarım. Ermenilerin bu toprakların kültürüne kattıkları her şeyin ortaya çıkmasından duyacağım gibi.&lt;br /&gt;Irkçılar şimdi de seninle devam ediyorlar. Faşistler, yazdığın sekiz yazılık bir dizinin bir tanesinden bir cümleyi yazının içinden cımbızla çekiyorlar ve seni Türk düşmanı ilân ediyorlar. Sen Ermenilerin bir bölümünü bugüne kadar sürdürdükleri politik yaklaşımdan vazgeçmeye, Türklerle dostluğa çağırırken, onlar senin Türk düşmanı olduğunu ileri sürüyorlar! Sonra da seni alenen tehdit etmeye cüret ediyorlar. Senin “hedefleri olduğunu” ilân ediyorlar. Savcılar bu açıklamayı şiddete teşvik suçu saymayacaklarsa hangisini sayacaklar? Onları bilmem, ama senin kılına dokunulursa, Türkiye’nin demokratları, sosyalistleri ve enternasyonalistleri bunu bütün Türkiye Ermenilerine yapılmış bir saldırı sayacak ve bu işin peşini bırakmayacaklardır.&lt;br /&gt;Seni geç tanıdım Hrant ve çok az tanıdım. Ama sen benim için sadece Hrant değilsin ki! Sen benim Jirayr amcamsın. Bana, ağabeyim Can ile birlikte daha kısa pantolonlu iki çocukken müziği sevdiren, nükteleriyle yaşama sevinci veren, zarafeti öğreten adamsın. Eliz teyzemsin, on-on beş yıl boyunca annemle hayatının her sırrını paylaşan, bizim başımızı okşayan. Lise çağımda her şeyi konuştuğum, birlikte nice sevinçler yaşadığım, birçok sıkıntımı paylaştığım Levon’sun. Pangaltı’daki kışlık, Kınalıada’daki yazlık evinde beni sofrasına oturtur ve geceleri ağırlarken sanki üçüncü çocuğu imişim gibi davranan Takvor amcamsın, maalesef adını hatırlayamadığım karısısın. Daha sonra, aynı işyerini paylaşmaktan hayatımda en büyük zevki duyduğum insan olan, beni Samatya’daki evinde Ermeni mutfağının en güzel mezeleriyle ağırlayan, çevresindeki herkese “ne güzel, yaşıyorum” dedirtecek kadar hayat dolu kızkardeşim, “kuyriğim” Araksi’sin, onun kocası Vartan’sın, oğlu Sevan’sın. Adını saymakla bitiremeyeceğim nice sevgili öğrencimsin.&lt;br /&gt;Sen benim için onlarsın, çünkü sezgilerine ve yargılarına çok güvendiğim bir insan senin nasıl insan bir insan olduğunu anlattı bana. Ama asıl, Agos’u, belki de tarihe Ermenilerle Türklerin kardeşleşmesinde en önemli rolü oynamış yayın olarak geçecek olan Agos’u yıllardır bunca güçlüğe rağmen çıkarmakta en büyük çabayı gösterenlerden olduğun için onlarsın.&lt;br /&gt;Sana dokunulursa, benim canım acır.&lt;br /&gt;Bu toprakların, Hrant, esas kültürü o ırkçılık değil. Bu toprakların, sevgili kardeşim, ahbariğim, esas kültürü senin ve benim kardeşliğimiz. Bir gün onları politik olarak yenilgiye uğratacağız. Bu kâbus bitecek ve Ermeniler, Türkler, Rumlar ve Kürtler hepimiz kucaklaşacağız. O günü yakınlaştırabilirsek ne mutlu sana, ne mutlu bana! Ne mutlu ben enternasyonalistim diyene!&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Hrant Dink'e açık mektup - Sungur Savran- 01.03.2004&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;"&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-5063306683082627825?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/5063306683082627825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=5063306683082627825' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5063306683082627825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5063306683082627825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/01/bu-topraklarn-esas-kltr-senin-ve-benim.html' title='Bu Toprakların Esas Kültürü : Senin ve Benim Kardeşliğimiz'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RbKQUf9kjoI/AAAAAAAAAC4/gYmgFiBj7Dg/s72-c/imperiaflex_0_7_0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-7043118831791907313</id><published>2007-01-16T00:55:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T10:15:15.809-08:00</updated><title type='text'>Gün Gelir Moda Olur</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Raz70f9kjkI/AAAAAAAAACI/MXKtCHfOY8k/s1600-h/mac_coffee1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5020664563962777154" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Raz70f9kjkI/AAAAAAAAACI/MXKtCHfOY8k/s400/mac_coffee1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yıl 1997... Henüz öğrenciyiz... Girişimcilik ruhuyla yanıp tutuşan bir sınıf arkadaşım, Türkiye'ye farklı ne getirsek diye bir araştırma yapıp, kahve,krema ve şekerin birleşimiyle hazırlanmış bir toz içecek markası buldu. Ve firmayla uzun uğraşlar sonucu görüşerek çok sayıda ürün numunesini, marketlere pazarlamak üzere Türkiye'ye getirtti. Tarif ettiğim anladığınız üzere, artık ülkemizde birçok markanın ürettiği, bildiğiniz 3'ü 1 arada kahve... Firma &lt;a href="http://www.foodempire.com"&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Food Empire&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; ve marka &lt;a href="http://www.maccoffee.com"&gt;&lt;span style="color:#993300;"&gt;MacCoffee&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;... Arkadaşım, elinde numunelerle büyük marketlerden zar zor randevular alıyor ve görüşmelere gidiyor ama maalesef kimse ilgilenmiyor. Öğrenci olduğu için ilgilenilmediğini düşünerek, gıda toptancılarına satmayı deniyor, onlarda bu garip içecekle fazla ilgilenmiyorlar. Bu arada &lt;a href="http://www.maccoffee.com"&gt;&lt;span style="color:#993300;"&gt;MacCoffee&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;'nin sadece üçü bir arada kahveleri yok, bunun dışında da farklı aromalarda toz içecekleride var. Toz bitki çayları ve fındıklı, karamelli kahveler gibi... Arkadaşım, çok uğraşmasına rağmen numuneleri pazarlayamayınca hepsini sınıfça biz içiyoruz ve hepsi bittiğinde üzülüyoruz, çünkü tekrar getirtmek neredeyse imkansız. Aradan birkaçyıl geçtikten sonra Nescafe aynı ürünü çıkartıyor. Herkes bir anda bu ürünü çok beğenerek tüketmeye başlıyor. Ama biz benzer ürünü daha önce denemiş kişiler olarak, Nescafe'yi &lt;a href="http://www.maccoffee.com"&gt;&lt;span style="color:#993300;"&gt;MacCoffee&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; kadar beğenmiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Raz8gP9kjmI/AAAAAAAAACY/NG8KR-1AGcw/s1600-h/mac_coffee3.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5020665315582053986" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Raz8gP9kjmI/AAAAAAAAACY/NG8KR-1AGcw/s400/mac_coffee3.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu Pazar günü Migros'ta dolaşırken, yıllar sonra yine &lt;span style="color:#993300;"&gt;&lt;a href="http://www.maccoffee.com"&gt;MacCoffee&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;'yi gördüm. Birden fazla çeşidiyle raflarda duruyordu. Nedense çok sevindim ve hemen 20'li paketlerden aldım bir tane. Gerçekten haklıymışız, şu anda piyasada olan benzer ürünlerden çok daha güzel. Kremayı fazla sevenler için 2in1 EVO ürünü ise mükemmel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Raz8Iv9kjlI/AAAAAAAAACQ/1fp9-WAWojs/s1600-h/mac_coffee2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5020664911855128146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Raz8Iv9kjlI/AAAAAAAAACQ/1fp9-WAWojs/s400/mac_coffee2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993300;"&gt;&lt;a href="http://www.maccoffee.com"&gt;MacCoffee&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; yıllar sonra Türkiye'ye nasıl geldi diye bir araştırma yaptım ve aşağıdaki haberi buldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"60'tan fazla ülkede, 250'den fazla ürün çeşidiyle faaliyet gösteren Uzakdoğu'nun gıda devi &lt;strong&gt;Food Empire, MacCoffee&lt;/strong&gt; ileTürkiye pazarında. &lt;strong&gt;Dünyada ilk kez 1993 yılında MacCoffee markasıyla 3'ü 1 arada hazır kahvelerini üreten ve satışa sunan Food Empire, Türkiye pazarına güveniyor.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Uzakdoğu'nun önde gelen gıda firmalarından &lt;strong&gt;Food Empire, MacCoffee&lt;/strong&gt; 3'ü 1 arada hazır kahveleri ile Türkiye pazarında yerini almaya hazırlanıyor. Yiyecek ve içeçek grubu Food Empire, dünyada ilk kez MacCoffee 3'ü 1 arada hazır kahvelerini üreterek, 1993 yılında pazara sundu. Rusya'dan Doğu Avrupa'ya, Çin'den ABD'ye kadar 60'tan fazla ülkeye ihracat yapan Food Empire için Türkiye öncelikli pazarlar arasında yer alıyor.&lt;br /&gt;Food Empire'ın MacCoffee ile Türkiye pazarına girişine ilişkin olarak 1 Kasım 2006 Çarşamba günü bir basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Food Empire Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Azası Tan Wang Cheow, MacCoffee Türkiye Temsilcisi Akshay Sharma ve Türkiye pazarında dağıtımını üstlenen Turkuaz Genel Müdürü Erdinç Koca katıldı.&lt;br /&gt;Basın toplantısında bir konuşma yapan Food Emripe Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Azası Tan Wang Cheow, Food Empire firması ve dünya pazarlarındaki konumundan bahsetti. Cheow, ‘MacCoffee 3'ü 1 arada hazır kahve çeşitlerimizle Türkiye pazarında bir başlangıç yapmaktan dolayı heyecanlıyız ve Türkiye'de aromalı ve aromasız yüksek kaliteli kahve çeşitlerimizle ve MacCoffee deneyimiyle Türk kahve severleri memnun etmeye devam edeceğiz' dedi. Ürün portföylerinde 250'den fazla yiyecek ve içecek çeşidi olduğunu vurgulayan Cheow; Rusya, Doğu Avrupa ve Orta Asya pazarında iyi bir yer edinen MacCoffee markasının Türk tüketicileri tarafından da benimseneceğine inandıklarını belirtti.&lt;br /&gt;"3'ü 1 arada" kahve pazarını büyüttü&lt;br /&gt;Food Empire'ın İran, Irak ve Türkiye'de operasyonlarından sorumlu Akshay Sharma da toplantıda söz alarak Türkiye'de son üç yılda kahve pazarının hızla büyüdüğüne dikkat çekti. Sharma, bu büyümeye en çok 3'ü 1 arada hazır kahvesinin katısı olduğunu söyledi. Sharma, hedeflerinin Türkiye'yi öncelikli pazarlardan biri yapmak olduğunu belirterek, "Geniş ürün gamı ile bu pazarda her tüketiciye ulaşmayı hedefliyoruz. Yeni ürün ve tatlarla Türk tüketicileri MacCoffee'den her zaman keyif alacaklar" dedi.&lt;br /&gt;Sharma, Food Empire olarak uluslararası yiyecek ve içecek sektöründe kaliteli ürün ve servis veren bir şirket olduklarını belirterek, " Farklılık yaratmak için gerekli olan girişimcilik ruhumuz, tutkumuz, ve insanlarımız olduğu sürece hedeflediğimiz başarıya ulaşacağız" şeklinde konuştu." &lt;strong&gt;Kaynak:Dünya Online&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-7043118831791907313?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/7043118831791907313/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=7043118831791907313' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7043118831791907313'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7043118831791907313'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/01/gn-gelir-moda-olur.html' title='Gün Gelir Moda Olur'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/Raz70f9kjkI/AAAAAAAAACI/MXKtCHfOY8k/s72-c/mac_coffee1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-1687418477301599954</id><published>2006-12-22T00:54:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T10:15:16.124-08:00</updated><title type='text'>Nedir? - II</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RY0PZvFkDZI/AAAAAAAAABU/kdfqxd2LdAg/s1600-h/avlu_0.preview.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5011678895144177042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RY0PZvFkDZI/AAAAAAAAABU/kdfqxd2LdAg/s400/avlu_0.preview.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Aşık olmak mı zor, adam olmak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-1687418477301599954?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/1687418477301599954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=1687418477301599954' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1687418477301599954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1687418477301599954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/08/nedir-ii.html' title='Nedir? - II'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RY0PZvFkDZI/AAAAAAAAABU/kdfqxd2LdAg/s72-c/avlu_0.preview.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-4291766844178138858</id><published>2006-12-21T00:53:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T10:15:16.344-08:00</updated><title type='text'>Redd</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RYozwvFkDYI/AAAAAAAAABE/5OfP1YQ_Mcw/s1600-h/fon_ksp.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5010874447769636226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RYozwvFkDYI/AAAAAAAAABE/5OfP1YQ_Mcw/s400/fon_ksp.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Uzun zamandır dinlediğim en güzel albüm &lt;a href="http://www.redd.com.tr/"&gt;Redd&lt;/a&gt; grubunun son albümü "Kirli Suyunda Parıltılar"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Ama beni albüm kadar etkileyen başka bişey daha var, kapağın iç kısmında yer alan yazı...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Uzun demezseniz okuyun, kendi korkularınızdan birşeyler bulacağınıza eminim...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"Bildiğim tüm ahlak ve uymaya çalıştığımız onca kural arasında insanlığın tanımını kim yapmış, ne doğru ne yanlış diye kafa yormaktan; &lt;strong&gt;politik miyim neyim ben diye farkına varamayıp nasıl yetişmişim, neye dönüşmüşüm diye sorup durmaktan&lt;/strong&gt;, sorularıma cevaplar bulamadığımda bir sigara yakıp onun bile üstünde beni öldüreceğini okumaktan ve kendi kararlarımı etkilemem için olasılıklarımın sürekli büyük harflerle gözümün içine sokulmasından, &lt;strong&gt;ölmek mi yaşamak mı diye sorsalar neden yaşamak olduğu konusuna acizce cevap vermektense ölene kadar susmaktan&lt;/strong&gt;, yaşadığım hayatın doğrularına karşı çıkıp mecburen’ler içinde bahaneler bulmaya çalışmaktan, &lt;strong&gt;bir beden olduğumu unutup olmadık ruh durumlarıma anti-depresanlarla mutluluk zımbalamaya çalışmandan&lt;/strong&gt;, hayallerimi komik diye anlatamayıp gerçekleri komik bulmaktan, &lt;strong&gt;duyguların kablosuz bağlantılarla ulaşabildiği, dokunabildiği sınırsızlıktan ve bu durumun hareket kabiliyetimi ve cisim üzerindeki etkimi sınırlayıp duygularımı esir almış bir cismi parçam kabul edip onsuz yapamamaktan&lt;/strong&gt;, özgürlüğün dört duvar bir odada yalnızlık olduğunu ve bunun alternatifinin uyumlu bir kostüm ve önceden çizilmiş figürlerle kalabalığın arasında dolanmak olmasından korkuyorum. &lt;strong&gt;Yaptığım şeyin her ne olursa olsun dijital bir tanımı olmasından ve bu tanımın bütün yaratıcılığımı daha yaratırken hasta etmesinden&lt;/strong&gt;, çizgileri doğru çizmekten yada çizdiklerimi güzel sanıp aslında çirkin olanlarla estetik yarışına girmek zorunda olmaktan, &lt;strong&gt;estetiği unutmaya çalıştığımda göreceli bir estetiğin yelkovanın ucunda şekil değiştirdiğini görmekten&lt;/strong&gt;, kulağımda çalan müziklerin sadece canımı acıtmak yada dalga geçmek için yazılmış olabileceğini düşünüp taksinin arka koltuğunda geride kalan bloklar arasında üç beş ağacın yalnızlığını unutmaktan, &lt;strong&gt;post-modern delilik içinde kendimi akıllı ilan etmekten&lt;/strong&gt;, dilimi tutamayıp özgür olduğumu söylemekten, &lt;strong&gt;olabildiğince çok düşünüp az düşünmem gerektiği sonucuna varmaktan&lt;/strong&gt;, olabildiğince çok yazıp kağıtları paralayıp parkenin üstünde izlemekten ve aslında neyi neden yazdığımı sorgulayıp kalemimi eski günlerdeki gibi kaset sarmak için bile kullanamamaktan, &lt;strong&gt;alternatifi olmayan bir şehir yaşamının kölesi olmuş, kutulanmış ve dondurulmuş şekilde yaşadığımın farkına varıp kendimi hasta etmekten&lt;/strong&gt;, uyumam ve uyanmam gereken zamanı güneşin değil de hayatın belirlemesinden, &lt;strong&gt;zamana yetişmeye çalışırken koşturmaktan yada dinlenmek için manzaraya baktığımda geçmişi özlemekten korkuyorum.&lt;/strong&gt; Aslında hasta olduğumu kabul etmemekten, &lt;strong&gt;kendim dışında her şeyi reddetmekten ve inancımı sorgulayıp sonucunda bir bütün olmadığımı fark etmekten&lt;/strong&gt;, parçalarımda tercihlerimin yanlışlarını arayıp “hepsi doğruydu-hayat yalandı” cevabını bulmaktan, &lt;strong&gt;televizyonda duyduğum repliklerle yaşamaktan&lt;/strong&gt;, kendimi bir film içinde yaşıyor sanıp hareketlerime dikkat etmeye çalışmaktan ve duygularımı yavaş yavaş kaybetmekten, ben ben olmaktan da, &lt;strong&gt;sen yada o olmaktan da korkuyorum&lt;/strong&gt;. Olmamaktan ve olamamaktan ve olamamaktan olmaya çalışıp, bir şeye benzetilmeye çalışılmaktan, &lt;strong&gt;oysaki benim ben olduğumu söylediğimde kim yada ne olduğumu, ne yaptığımı, nasıl yaptığımı umursamadan beni ben kabul edecek birini bulamamaktan&lt;/strong&gt;, bulamadığımda aramadığım için suçu kendime atmaktan, &lt;strong&gt;yalnızlığımı kıskanmaktan ve kendimi nefes alıyorum diye kalabalığın içine çekilmekten korumaktan&lt;/strong&gt;, kalabalıkta bile kendimi sıra dışı hissedip bununla övünmekten, &lt;strong&gt;uyumlu olduğumu sanıp uyumsuz olduğumu görememekten&lt;/strong&gt;, kendimi ötekinden daha özel hissederken egomdan utanmaktan ve &lt;strong&gt;tüm utançlarım arasında en utandığım şeyin duygularım olması gerçeğini görmekten&lt;/strong&gt;, kim için ne için neden yaşadığımı bulmama az kaldı sanıp uykuyu ertelemekten, &lt;strong&gt;yazmaktan çizmekten şikayet etmekten, şarkı söylemekten, eleştirmekten nefret etmekten, aşık olmaktan korkuyorum&lt;/strong&gt;. Korktuğum şeyleri başkalarının duymasından, &lt;strong&gt;korkusuz olduğumun sanıldığını sanıp kahraman olamadığım için üzülmekten&lt;/strong&gt;, kendimi tertemiz ve saf sanıp başkalarını kirli buluyor olmaktan, &lt;strong&gt;kendimi kirli suda yüzen bir balık sanıp denize doğru yüzmeye çalışırken boğulmaktan ve kendimi korkularımı yazarken delirtmekten korkuyorum.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;O yüzden burada bırakıyorum. Korkularım iyi ki varlar, cesaretimi tetikliyorlar.&lt;/strong&gt; "&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-4291766844178138858?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/4291766844178138858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=4291766844178138858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4291766844178138858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4291766844178138858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/redd.html' title='Redd'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RYozwvFkDYI/AAAAAAAAABE/5OfP1YQ_Mcw/s72-c/fon_ksp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-1583642761100485232</id><published>2006-12-15T00:52:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T10:15:16.502-08:00</updated><title type='text'>Hayatın Köşeleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RYMTFC4CscI/AAAAAAAAAAs/7Ni9C4VRRrA/s1600-h/IMG_3809-4.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5008868187958325698" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RYMTFC4CscI/AAAAAAAAAAs/7Ni9C4VRRrA/s400/IMG_3809-4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RYMP-i4CsbI/AAAAAAAAAAk/YFnrHfEoRN4/s1600-h/IMG_4009.jpg"&gt;&lt;/a&gt;Yaşım ilerledikçe kitaplara daha az zaman ayırır oldum. Çocukluğumda çok kitap okurdum. Şu anda bildiğim bütün klasikleri ilk ve ortaokul dönemlerinde okumuştum. İlkokul 2. sınıfta hastanede yatarken bi akrabamızın getirdiği 2 ciltlik Anna Karenina'yı okuduğumda, o yaşıma rağmen Anna'yı kafamda canlandırabiliyordum. Hatta yıllar sonra filmini izlediğimde kafamda canlandırdığım Anna'ya hiç benzetememiştim. Neyse, asıl yazmak istediklerim bunlar değil...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yazarların, o yaşlarda beynimde canlandırdıklarıyla bugünkü gerçek hayatı karşılaştırıyorum bazen. Onlardan ne öğrenmişim? Çok şey... Ama yine de, öğrendikleriniz çoğu zaman yetmiyor. Hayatın hiç beklenmedik dönemlerinde beklenmedik olaylar yaşıyorsunuz. Başladığınız her yeni günün sonunu kestiremiyorsunuz. Bir günde değişen hayatlar görüyorum bazen... Ve ben herşeyin değiştiği o günlere "&lt;strong&gt;Hayatın Köşeleri&lt;/strong&gt;" diyorum. Çünkü öyle zamanlar oluyorki, köşeyi dönüyorsunuz ve arkanıza baktığınızda gördüğünüz aslında yaşadıklarınız olmuyor ve geride bıraktığınız da artık siz olmuyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve "&lt;strong&gt;Hayatın Köşeleri&lt;/strong&gt;"nden geriye asla dönülmüyor...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-1583642761100485232?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/1583642761100485232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=1583642761100485232' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1583642761100485232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1583642761100485232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/hayatn-keleri.html' title='Hayatın Köşeleri'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RYMTFC4CscI/AAAAAAAAAAs/7Ni9C4VRRrA/s72-c/IMG_3809-4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-7822581456367843265</id><published>2006-12-06T00:50:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:50:33.491-07:00</updated><title type='text'>Ruhu Olan Başka Bir Araba Biliyor musunuz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/265148/1068667203.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/657198/1068667203.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Otomobil tarihinin gelmiş geçmiş tek efsanesi &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Vosvos&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;lar... &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Volkswagen- Kaplumbağa’nın&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; öyküsü, dolu dolu &lt;strong&gt;72&lt;/strong&gt; yılın, efsanenin ve çok sayıda rekorun öyküsüdür. Alışılmadık bir görünüme sahip olan bu aracın karakteristik özelliği; eğilimli bir burun ve arka yapıya sahip olmasıdır. Bunda amaç aerodinamik bir şekil ve çift eğrilikli kaporta yüzeyine sahip, akranlarına göre çok daha sağlam bir araç elde etmekti. Arkaya yerleştirilen motor ve makas yerine torsiyon çubuğu kullanmadaki neden ise binek otomobillerde belirgin olan yol tutuş problemini gidermekti. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Ferdinand Porsche&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;’nin kullanmayı düşündüğü motor da oldukça farklıydı: 3 silindirli, yıldız şeklinde sıralanmış ve maliyetin düşük olması için hava soğutmalı bir blok’tan oluşuyordu. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;F.Porsche&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; daha sonraki projelerinde bu motoru değiştirdi ve yıldız şeklindeki 3 silindirli yerine karşılıklı yerleştirilmiş 4 silindirli “boksör motor” isminde yine hava soğutmalı bir motor kullandı ve istediği başarıyı elde etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/903571/1068604459.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/702042/1068604459.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca uçak yapımı konusunda da deneyimleri olan &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;F. Porsche&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;, bu bilgilerini projesinde de kullanarak oldukça hafif ve stabil bir şase tasarlamak için kolları sıvadı ve düz bir zemin üzerine iki sağlam direk koyarak az malzemeyle amacını gerçekleştirdi. Ne &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Hitler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ile ne de onun dünyayı ele geçirme ideolojisiyle hiç tanışmayan, 55 yaşındaki &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Ferdinand Porsche&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;, bu stüdyoda yaratacağı bir otomobilin ilk örneklerinin, sonraki yetmiş yılda dünyayı ele geçireceğini kuşkusuz bilmiyordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/204667/vw30.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/927363/vw30.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;1934 yılında &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Porsche&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ve &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Hitler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;, Berlin’deki Keiserhof Hotel’de bir araya geldiler. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Hitler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;, &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Porsche&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;’den “halk için bir otomobil” tasarlamasını istedi. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Hitler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;in hedeflediği volkswagen 2 yetişkin ve 3 çoçuk taşıyabilecek, 100km hızla gidebilecek, ekonomik, ayrıca 3 silahlı askeri taşıyabilecek ve fiyatı 1000 Reich Mark’ı geçmeyecekti. Aynı yılın Aralık ayında bugünkü Kaplumbağa’nın “ataları”, V1 (saloon) ve V2 (kabriyole) prototipler tamamlandı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/327279/1068061410.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/140572/1068061410.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;7 Haziran 1938 tarihli &lt;strong&gt;&lt;em&gt;“Motor”&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; dergisinde, &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Vosvos&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;’un doğumu, “&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Hitler&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;’in Sevinç getiren güç otomobili” başlığıyla duyuruldu..(Kraft Durch-Freude-Wagen-Kdf-Wagen). İlk &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Vosvos&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;, daha doğrusu Kdf-Wagen ilanı &lt;em&gt;“Ayda yalnızca 5 mark’a otomobil sahibi olmak...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye'nin ilk &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Vosvos&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'u ise ülkemize 1951 yılında geldi. Türkiye’deki ilk &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Vosvos&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; sahibi &lt;strong&gt;Op.Dr. Ömer Faik Çelebi&lt;/strong&gt;’dir. İstanbul’un Çamlıca semtinde yaşayan &lt;strong&gt;Dr. Çelebi&lt;/strong&gt;, Almanya’dan getirttiği çift camlı ve “kara şanzımanlı” lacivert VW’sini tam 33 yıl aralıksız kullandı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Vosvos&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'un yol hikayesi bunlardan ibaret değil tabiki... Yaratıldığı ilk günden günümüze kadar tüm zamanların en favori ve sevilen arabası olmakla kalmayıp aynı zamanda bir film yıldızına dönüşen &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Vosvos&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'lar, hala popülerliğini koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sevgili arkadaşım &lt;strong&gt;Menderes&lt;/strong&gt;'e ve bir araba gözüyle bakamadığımız &lt;strong&gt;Haydar&lt;/strong&gt;'a, yazıma katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum.... &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/644779/DSC00414.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/250167/DSC00414.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-7822581456367843265?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/7822581456367843265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=7822581456367843265' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7822581456367843265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7822581456367843265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/ruhu-olan-baka-bir-araba-biliyor.html' title='Ruhu Olan Başka Bir Araba Biliyor musunuz?'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-8211818321341823719</id><published>2006-12-05T00:47:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:48:19.218-07:00</updated><title type='text'>Nedir? - I</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/415361/ads?z1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/461421/ads%3Fz1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Sanatın kaynağı ilham mıdır? Yaşananlar mı?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-8211818321341823719?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/8211818321341823719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=8211818321341823719' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8211818321341823719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8211818321341823719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/nedir-i.html' title='Nedir? - I'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-6562261655806267545</id><published>2006-12-03T00:51:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T10:15:16.663-08:00</updated><title type='text'>Yollarda</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RXIQnIC34PI/AAAAAAAAAAM/jW_tt5eiOhg/s1600-h/cimg5083w.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5004080400322519282" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RXIQnIC34PI/AAAAAAAAAAM/jW_tt5eiOhg/s400/cimg5083w.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kimi zaman kendimle yüzyüze geldiğim ve yalnızlığın tadını en iyi şekilde çıkarabildiğim tek yer yollar... Bir otobüsün penceresinden hızla akıp giden yola bakarken, aklımdan geçmiş-bugün-gelecek düşünceleri de geçer aynı hızla.. Arada yakaladığım görüntülere takılı kalırım bazen... Evde sessiz sedasız oturup düşünemediğim şeyler gelir aklıma... Oldum olası yalnız yolculuk etmeyi sevmişimdir. Konuşmayı çok sevmeme rağmen, yolculukta yanımda çok konuşan biri olsun istemem. Yolculuklar sessiz sedasız olmalı... (Benimle daha önce yolculuk yapanlar alınmasın, ben yolda tanımadığım kişilerle sohbet etmekten bahsediyorum :))&lt;br /&gt;Yollar... Çoğu zaman sevdiklerimden ayırıp hüzünlendirmiştir ama bi o kadar da yolun sonunda mutlaka bir sevdiğim vardır. Her gidişin bi dönüşü vardır çünkü... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nerden çıktı bu yol meselesi?? Bi yerden çıkmadı, zaten hep vardı yollar hayatımızda. Hatta hayatın kendisi uzun bir yoldu. Başınız sıkıştığında hiç sormadınız mı kendinize "Bunun bir yolu olmalı!?" diye... Hayatta herşeyin bir yolu vardır. Hatta geçen gün &lt;a href="http://www.alisaglam.com/blog.html"&gt;&lt;strong&gt;Ali Sağlam &lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;yazmıştı bu konuda bir yazı. Papa gelmişti ve o yollarda kalmıştı. Gerçi o bu durumdan en iyi şekilde faydalanmıştı. :) Gördünüz mü? Herşeyin bir yolu varmış demekki... O da kapanan bir yolun yerine başka bir yol seçmişti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir de "yoldan çıkmak" deyimi vardır ki, bu da bence yanlış bi deyim... Kimse yoldan çıkmaz aslında. Dediğim gibi, hayat bir yoldur ama kıvrımlıdır aynı zamanda. Düz yolda gidebilen varsa, buyursun çıksın ortaya :) &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yollarla ilgili başka deyimlerde var ama şimdi hiç girmesem daha iyi o konulara....&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Not : Şu an yoldayım. İstanbul'dan Bursa'ya dönüyorum...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-6562261655806267545?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/6562261655806267545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=6562261655806267545' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/6562261655806267545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/6562261655806267545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/yollarda.html' title='Yollarda'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/RXIQnIC34PI/AAAAAAAAAAM/jW_tt5eiOhg/s72-c/cimg5083w.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-4439114143450868950</id><published>2006-12-02T00:33:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:33:43.657-07:00</updated><title type='text'>Yeni Rakı Reklam Filmi Sinemalarda</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/769092/65782000.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/371618/65782000.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;&lt;strong&gt;Yeni Rakı&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;’nın &lt;strong&gt;‘Geceyi düşe çeviren Türk mucizesi’&lt;/strong&gt; sloganıyla hazırlanan reklam filmi, sinemalarda gösterime girdi. Paylaşımın önemine dikkat çeken film, ses sanatçısı Ebru Yazıcı’nın seslendirdiği &lt;strong&gt;‘İnleyen Nameler’&lt;/strong&gt; şarkısı eşliğinde izleyici ile buluşuyor.&lt;br /&gt;Bu özelliği ile reklam filminde &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#003333;"&gt;Yeni Rakı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ve Türk Sanat Müziği’nin birleştirici özelliğine dikkat çekiliyor. Çekimleri &lt;em&gt;Yeniköy, Kuzguncuk, Vaniköy, Kız Kulesi&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Rumeli Hisarı&lt;/em&gt; gibi İstanbul’un eşsiz manzarasına sahip semtlerinde gerçekleştirilen reklam filmi Rafineri Reklam Ajansı tarafından hazırlandı.&lt;br /&gt;Yeni Rakı reklam filmi, &lt;a href="http://www.mey.com.tr/haber_detay_13.html"&gt;http://www.mey.com.tr/haber_detay_13.html&lt;/a&gt; adresinden de izlenebilir&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: MediaCat Online&lt;/em&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-4439114143450868950?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/4439114143450868950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=4439114143450868950' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4439114143450868950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/4439114143450868950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/yeni-rak-reklam-filmi-sinemalarda.html' title='Yeni Rakı Reklam Filmi Sinemalarda'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-2869734582016821838</id><published>2006-12-01T00:49:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:49:19.449-07:00</updated><title type='text'>Dün, Bugün, THY</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/588750/1164879383thy.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/391082/1164879383thy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/852063/thy_a330_wp1.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/987035/thy_a330_wp1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-2869734582016821838?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/2869734582016821838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=2869734582016821838' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/2869734582016821838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/2869734582016821838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/dn-bugn-thy.html' title='Dün, Bugün, THY'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-8160307975744177276</id><published>2006-12-01T00:31:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:32:07.190-07:00</updated><title type='text'>Tipitip...</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/912528/cum012.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/511090/cum012.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çiklet çiğneyen herkes bilir. Çikletlerin içinde çizgi kahramanların maceraları yer alır. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; de bu kahramanlardan biridir. Ambalajını açtığınızda çikleti önce koklar daha sonra çiğnersiniz. Kocaman gözlüklü, yuvarlak şapkalı ve papyonlu &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'in maceraları eskiden çocuklar tarafından heyecanla okunur ve karikatürleri biriktirilirdi. Şimdilerde zamane çocukları tarafından belki takip edilmiyor ama yaratıcısı &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Bülent Arabacıoğlu&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; her zaman neşeli, beceriksiz &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'in serüvenlerini çizmeye devam ediyor. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Arabacıoğlu&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; "Benim gerçek oğlum dünyaya gelmeden önce &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; doğmuştu. Oğlum bugün 28, &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;ise 31 yaşında" diyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Tipitip nasıl doğdu?&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yıldız Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü'nde okurken okulu yarım bırakmıştım çünkü çizgi dünyasında olmak istiyordum. Yaşım 24'tü. Henüz evlenmemiştik, sevgilime "Haberin olsun karikatürcülüğe başlıyorum" dedim. Profesyonel olarak çizmeye başladığım üçüncü ayda &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;Hürriyet&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; gazetesinin ilavelerine bir şeyler çizmeye başladım. Ardından &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Çarşaf&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'ta ve "&lt;strong&gt;En Kahraman Rıdvan&lt;/strong&gt;" tiplemesini yarattığım &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Gırgır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'da çizmeye başladım. 1974'te &lt;strong&gt;Kent Gıda&lt;/strong&gt; yöneticileri çocuklara hitap eden sevimli bir tip bulmaya çalışıyordu. O dönemde yassı, dört köşe, büyük sakızlar vardı. İlk kez "&lt;strong&gt;bazuka&lt;/strong&gt;" diye tabir edilen bir sakız çıkacaktı ve içinde karikatürler olacaktı. Ben bir sürü taslak çizdim ve onlara götürdüm. Onlar da &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'i seçtiler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;"İlk seslendirmeyi Şener Şen yaptı"&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/363712/cum011.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/253951/cum011.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Bu isim nereden çıktı? Kent'teki yöneticilerin ilk eskizlere bakarken &lt;em&gt;&lt;strong&gt;"Ne biçim tip bu?", "Tipi de tipmiş"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; gibi tepkileri oldu. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; adı da hemen orada çıktı zaten. Çocuklar tarafından o kadar çok sevildi ki 3 yıl sonra &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'in çizgi filmini yaptık. O dönemde sadece &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;TRT&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; vardı. Televizyonda her hafta bir dakikalık, esprili çizgi film reklamı yapmaya başladık. Bunun 55 saniyesi &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'in macerası, 5 saniyesi ise sakızın reklamıydı. Eşim dahil 8 kişi senaryosunu yazıyor, çiziyor ve sunuyorduk. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'i çizip boyadıktan sonra seslendirmeye götürüyorduk. İlk yaptığımızı &lt;strong&gt;Şener Şen&lt;/strong&gt; seslendirmişti. O dönemde &lt;strong&gt;Şener Şen&lt;/strong&gt;, Şehir Tiyatroları'ndan henüz ayrılmamıştı. Çok güzel bir seslendirme olmuştu. Biz buna iki-üç yıl devam ettik. Ekonomik krizden dolayı çizgi filme son verildi. &lt;/p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;Çocuklar neden bu kadar çok seviyordu &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;'i?&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar hem sakızların içinde hem de televizyonda &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'i görüyordu. Bugün insanlar dizileri nasıl bekliyorsa o dönemde çocuklar cuma günleri &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'i televizyon karşısında bekliyordu. Onlar &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'i canlı bir varlıkmış gibi düşünüyordu. Çocuklardan mektuplar gelmeye başladı. Mektuplarını &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'e yazıyorlardı. O onlar için bir kahramandı ve kahramanların yaptığı her şey doğruydu. Mektuplarda annesini, babasını &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'e şikayet edenler vardı. Ben normal bir şekilde çizerken kendimi birden pedagog gibi hissetmeye başladım. O karikatürde çocuklar bunu yanlış anlar, şunu yaparsam onlara kötü örnek olur diye kendime bir otokontrol sistemi koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/317372/cum013.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/937097/cum013.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1974...&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'in papyonlu, kocaman beyaz gözlüklü, yuvarlak şapkalı ilk hali çocuklar tarafından çok tutuldu. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; sevimli, iyi bir aile çocuğuydu ve her işi yüzüne gözüne bulaştırırdı.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yıl 2005...&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; yeteneksizliğinden bir şey kaybetmedi. Ama görünümü çok değişti. Şapkası düştü, kakülü göründü. Papyon yerine kravat takmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff0000;"&gt;"Bir can yoldaşı lazımdı, böylece Tipitoş doğdu"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; CURSOR: hand; HEIGHT: 90px; TEXT-ALIGN: center" height="96" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/82766/cum014.jpg" width="229" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;'i bu kadar sevmesinin üzerine şirket de kampanya üstüne kampanya düzenlemiştir, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Aslında tam tersi, çocuklar kendi kendilerine kampanya başlattı. Sakızlardan çıkan karikatürleri biriktirip şirkete gönderdiler. Ortada bir kampanya falan yoktu. Gün geldi 84 bin adres birikti. Şirket de bunun üzerine onlara tişört, kalem göndermeye başladı. Gerçekten bu ilişki çok sıcaktı. Çocukları hiçbir zaman sömürmedik. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; bir üründü ama onun reklamını yaparken şöyle sakızdır, böyle iyidir dememiştik. Onlara &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Neşeli Dostunuz"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; sloganıyla &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'li takvimler, puzzle'lar yaptım.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt; ile 1970'lerdeki &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt; arasında ne gibi farklılıklar var?&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;İlk başta &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;tek başınaydı. Arada bir başka karakterler girip çıkıyordu hayatına. İlk çıktığında papyonu, yuvarlak bir şapkası, iri gözlükleri vardı. Zaman değişti. Papyon yerine kravat koydum. &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;'in kakülü ortaya çıktı. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; çıktığında 15 yaşındaysa şimdi 45 yaşında. Bazı espriler yapmak istiyordum ama tek başına olmuyordu. Yanına bir can yoldaşı, eş lazımdı. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'in karısı &lt;strong&gt;Tipitoş&lt;/strong&gt; böyle doğdu. Bir süre sonra çevremdekiler "Bu adam kısır mı, bunun çocukları niye olmuyor?" demeye başladı. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;'in oğlu &lt;strong&gt;Tipican&lt;/strong&gt;, kızı &lt;strong&gt;Tipicik&lt;/strong&gt; ve köpekleri &lt;strong&gt;Tipitop&lt;/strong&gt; oldu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Ama &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;'in huyu değişmedi, değil mi?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Değişmedi. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; bir aile çocuğu, düzeyli ama beceriksizdi, hâlâ da böyle. Beceriksiz ama neşeli biri.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Şimdiki çocuklar hâlâ &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;'i takip ediyor mu?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocukların tercihleri değişmeye başladı galiba. Düşük fiyatlarla mal edilen sakızlar çıktı. Onlarla baş edemez hale geldik. Şu an &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;Tipitip&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; tanınırlılığı en yüksek markalardan biri ama satışı çok düşük. Piyasa koşullarından dolayı bugün eski günlerinden uzak.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;Tipitip'in eski şaşaalı günleri yok.Bu durum sizin çizgilerinize yansıyor mu?&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;Elbette o günkü motivasyonumla bugünkü motivasyonum aynı değil. Eski günleri özlüyorum. O dönemin çocuklarının dünyası çok farklıydı. Hayal güçleri daha fazlaydı. Şimdikilerin önlerine her şey hazır veriliyor. Televizyonda bile bir dizi seyrediyorsunuz, &lt;em&gt;"Sen bilmezsin, burada güleceksin"&lt;/em&gt; diye gülme efekti koyuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak : Milliyet&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-8160307975744177276?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/8160307975744177276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=8160307975744177276' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8160307975744177276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8160307975744177276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/12/tipitip.html' title='Tipitip...'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-1944276412863555638</id><published>2006-11-30T00:46:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:47:05.864-07:00</updated><title type='text'>Mey'den Hare Stratejileri</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/96800/hare01.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/399777/hare01.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Mey İçki’nin  Hare likörü için geliştirilen kampanyasının stratejisi az gelişmiş likör kategorisinde yol gösterici bir davranış sergilemesi üzerine kurulmuş. İletişim hedefleri, Hare marka bilinirliğini güçlendirmek ve kullanımı artırmak olarak tanımlanıyor. Yani likörü genç hedef kitle için çekici bir ürün haline getirmek. Bu hedefler doğrultusunda tat uzmanlarıyla çalışılarak Hare’li kokteyller yaratılmış: Hare Dudu, Hare Zen, Hare Vişna, Hare Nane, Hare Muzo, Hare ile Havva.&lt;br /&gt;Bu 6 kokteyl arasından ise “star” olabilecek 3 kokteyl iletişime taşınmış: &lt;a name="OLE_LINK1"&gt;Hare Dudu, Hare Zen, Hare Vişna. &lt;/a&gt;Hare’nin renkli, meyveli ürün özelliklerinden yola çıkılarak marka kimliği yaratılmış. İletişim tonu, Hare’nin renkli, eğlenceli, genç ve modern dünyasını yansıtıyor. Hare’nin yeni kullanım alanlarıyla tüketicinin hayatında yer alması hedefleniyor. (Kaynak : Marketing Türkiye)&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hare Likör, yukarıda bahsedilen çalışmalarla Türkiye'nin Pazarlama Oscarı olarak nitelendirilen Think Marketing ödüllerinde, "Yeni Marka Yaratma" ödülünü kazandı.&lt;br /&gt;Ayrıca, web sitesini ziyaret etmenizi öneriyorum. Uzakdoğu esintileri taşıyan müziğini ve ambalaj tasarımlarını eminim çok beğeneceksiniz...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.harelikor.com"&gt;http://www.harelikor.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-1944276412863555638?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/1944276412863555638/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=1944276412863555638' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1944276412863555638'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1944276412863555638'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/08/meyden-hare-stratejileri.html' title='Mey&apos;den Hare Stratejileri'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-2070169280957931368</id><published>2006-11-27T00:25:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:25:20.679-07:00</updated><title type='text'>Hatırla Sevgili</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/228241/36.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/400/164483/36.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;div&gt;Aslında aklımda buraya dökülmeye hazır binlerce cümle var. Ama nasıl sıralayıp yazacağımı bilmiyorum. Bu yazı sizi sıkar mı yoksa benim hissettiklerimi yansıtır ve size de aynı duyguları yaşatır mı bilmem... Konu Atv'nin yeni dizisi "Hatırla Sevgili"... Uzun zamandır reklamları yapılıyordu ama ben geçen Cuma akşamına kadar hiç izlememiştim. İş nedeniyle o gece Konya'daydım ve dizinin yayınlanmış ilk 3 bölümünün tekrarı vardı. İzlemeye başladığımda çok yorgundum ve hemen uyumak istiyordum ama bir anda gözlerim açılıverdi. İlgisiz bi şekilde ekrana bakarken bi anda Büyük Ada'yı gördüm. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Oldum olası yanlış bir zamanda doğduğumu söylerim. Benim 50'li yıllarda doğmam ve yaşamam gerekirdi diye düşünürüm. O yıllara ve Türki'yenin o dönemlerine karşı inanılmaz bir ilgi ve merak duyarım. Büyük Ada'ya hayranlığım ise Şirin Devrim'in Şakir Paşa Ailesi'ni okuduğumdan beri iyice artmıştır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hatırla Sevgili'nin konusu, Adnan Menderes'in başbakanlık yaptığı bir dönemde Büyük Ada'da başlayan bir aşk hikayesi... O dönemle ilgili uzun araştırmalar yapılarak yazılmış bir senaryo... Ve insanı bir anda içine alıveren bir masal... Hayranlıkla izledim ve hiç bitmesin istedim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dizi bitince içimden geçenleri hemen orada yazmak istedim ama kalemimi, çok beğendiği için otobüste yanımda oturan teyzeye hediye ettiğimi unutmuşum. Bende burdan yazmaya karar verdim. O andan aklımda kalanları aynen aktarıyorum :&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Türkiye o zamanlar bugüne göre çok daha iyi eğitimli ve görgülüymüş. Zarafet, kibarlık, saygı, duyarlılık herkesin ortak özelliğiymiş. Nedense o dönemi bugün yaşıyor olsaydık çok daha rahat Avrupa Birliği'ne girermişiz diye düşündüm. İnsanlar eğitimli, kültürlü... Çok daha az iletişim aracı olmasına rağmen, herkes ülkenin durumu ile daha yakından ilgili ve bilgili... Avrupa'nın etkisi altında kalmış gözüyle bakılan o dönemde aslında Avrupa'nın ülkemize bakışı da bugünden çok farklıymış ve Türkiye zaten bir Avrupa ülkesiymiş.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve gerçek aşk... Genç bir kızın gerçek aşkı anlatışı... Saf, temiz, karşılıksız...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yani... bugün artık hiç olmayan şeyler.... ...  ... ...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-2070169280957931368?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/2070169280957931368/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=2070169280957931368' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/2070169280957931368'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/2070169280957931368'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/11/hatrla-sevgili.html' title='Hatırla Sevgili'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-3602041598044289388</id><published>2006-11-25T00:29:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:30:19.542-07:00</updated><title type='text'>Marka Olmak Sosyal Sorumluluk Gerektirir</title><content type='html'>Tercih ettiğiniz markaların aynı zamanda sosyal sorumluluk sahibi olması sizin için ne ifade eder? Tüketmek üzere aldığınız ürünlere ödediğiniz paranın bir kısmının ihtiyacı olanlara ulaştırılması, yada insanlığa faydalı bir iş için kullanılması sizi mutlu etmez mi? 1976 yılında İngiltere'nin güneyinde bulunan Brighton'da, küçük bir dükkanda elle hazırlanan 25 çeşit ürünle hikayesine başlayan Body Shop, o günden beri kendine sosyal sorumluluk sahibi olmayı ve ürün satmaktan çok satılan ürünlerin insanlığa ve doğal yaşama faydalı olmasını ilke edinmiş bir marka. Body Shop marka değerlerini şöyle ifade ediyor :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Hayvanlar üzerinde deney yapılmasına karşıyız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Yerel ticareti destekliyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3) Kendinizi önemsemenizi öneriyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4) İnsan haklarını savunuyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5) Dünyamızı koruyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marka, bu değerlerini başlattığı kampanyalarla da sonuna kadar destekliyor. 10 yıl önce Kanada'da aile içi şiddetin düzeyini vurgulamak ve değişim sağlamak amacıyla başlattıkları "Aile İçi Şiddete Sessiz Kalma" kampanyası bunun en güzel örneği. Avrupa, Asya ve ABD’deki The Body Shop mağazalarının katılımıyla genişleyen kampanya, The Body Shop’un kurucusu Anita Roddick’in ziyaretiyle Türkiye’de de 2004 yılında başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/1600/227428/aile03.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger2/5656/4280/320/944261/aile03.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; The Body Shop, Türkiye’de Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler Vakfı ile birlikte hayata geçirdiği “Aile İçi Şiddete Sessiz Kalma Kampanyası” ile; - Bu önemli konuya kamuoyunun dikkatini çekerek bilinirlik ve bilinç yaratmayı amaçlıyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Aile içi şiddetin Türkiye’de bir tabu olmasını yıkmayı ve kadınların şiddet gördüğünde nereye gideceğini ne yapacağını bilmelerini istiyor.&lt;br /&gt;-İnsan haklarını savunmaya kararlı olan, herkesin eşit hakları olduğuna inanan The Body Shop, bu sorunu kapalı kapılardan öteye taşıyarak kadınları aile içi şiddete ve karşı seslerini yükseltmeye teşvik ediyor.&lt;br /&gt;- Bu sorunu açığa çıkarmayı, müşterilerini, çalışanlarını ve şiddete maruz kalan herkesi bu konuda desteklemeyi ve eğitmeyi hedefliyor.&lt;br /&gt;-Desteğe gerek duyan dostlarımıza ve sevdiklerimize yardım etmemiz ve onların hayatlarındaki şiddete son vermekte yalnız olmadıklarını hissettirmemiz konusunda da yol gösteriyor.&lt;br /&gt;- Kampanyanın amaca, mağaza personeli ve müşterilerinin el ele hep beraber ulaşması için platformlar yaratıyor.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;The Body Shop, uzun vadeli sosyal sorumluluk yaklaşımıyla gerçekleştirdiği “Aile İçi Şiddete Sessiz Kalma” kampanyasını çalışanlarının ve müşterinin katkılarıyla devam ettirmeyi planlıyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Body Shop Kurucusu ve Onursal Başkanı Anita Roddick, bir markayı yaratmanın aynı zamanda insanlığa yapılan büyük bir hizmet olduğunu düşünüyor ve şöyle diyor :&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;“Bir grup düşünceli ve idealist insanın dünyayı değiştirebileceğinden kuşkunuz olmasın. Aslında dünyayı değiştirenler hep bu bir grup insan olmuştur.”&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-3602041598044289388?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/3602041598044289388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=3602041598044289388' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3602041598044289388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3602041598044289388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2007/08/marka-olmak-sosyal-sorumluluk.html' title='Marka Olmak Sosyal Sorumluluk Gerektirir'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-5692659078368838740</id><published>2006-11-23T00:26:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:27:41.352-07:00</updated><title type='text'>"Made in" İbaresi Onay Bekliyor</title><content type='html'>İtalyan hazır giyimcilerin önderlik ettiği ve ardından Avrupa’da seramikten mobilyaya tüm imalat sanayinin destek verdiği, ürünün nerede üretildiğini gösterme zorunluluğunu içeren &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;"Made in"&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; çalışması, Avrupa Birliği Konseyi tarafından onaylanmayı bekliyor. Uygulamanın Uzakdoğu’ya sosyal kota niteliğinde olacağı belirtiliyor. Önümüzdeki günlerde &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Made in&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; için yoğun reklam kampanyasına başlanacak.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ürünlerin nerede yapıldığının gösterilmesini kapsayan ve İtalya’nın önderlik ettiği &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;"Made in for Transparency"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; kampanyası Avrupa Birliği Konseyi’nin vereceği kararı etkilemek için lobi faaliyetlerine başladı.&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;İtalyan hazır giyimcilerin önderlik ettiği kampanyaya, Çin başta olmak üzere Uzakdoğu üretiminden olumsuz etkilenen seramikten mobilyaya, kürkten ayakkabıya tüm imalat sanayi destek vermeye başladı. İtalyan hazır giyimcilerin ilk destek talebini ilettikleri Türk meslektaşları da &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;em&gt;Made in&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; çalışmasına sahip çıktı. İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı &lt;strong&gt;Süleyman Orakçıoğlu&lt;/strong&gt; Türk ürünlerine Avrupa’da üretilmiş statüsü kazandıracak uygulamanın, kalite algısına da olumlu yansıyacağını belirterek &lt;em&gt;"Ürünün nerede üretildiği şeffaf olmalı. Tüketicinin bunu bilmeye hakkı var. Bu, Avrupa standartlarına uygun üretim yapmayan Çin başta olmak üzere Uzakdoğu ülkelerine bir nevi sosyal kota olacak"&lt;/em&gt; diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;Konsey Onaylayacak&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı ve şu anda Avrupa Birliği Konseyi’nin gündeminde bulunan raporla ilgili olarak 24 İtalyan örgütü birleşerek, Konsey’in ürünlerin menşe ülkelerinin belirtilme zorunluluğu getirilmesi yönünde karar vermesi için faaliyetlere başladı. Konsey’in kararını yılbaşına kadar verebileceği bildiriliyor. &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Made in&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ile topluluk standardının dışında üretim yapanların ayırt edilmesi hedefleniyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;Kuzey-Güney Çarpışması&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İHKİB Başkanı &lt;strong&gt;Süleyman Orakçıoğlu&lt;/strong&gt; İtalya dahil üretici konumundaki güney Avrupa ülkelerinin Türkiye gibi Çin’den dertli olduğunu ve tehlikeyi durdurmak adına harekete geçtiklerini belirterek "&lt;em&gt;Burada tüccar konumundaki kuzey ülkeleri ile üretici güney ülkelerin çıkar çatışması var. Fakat Avrupa’da üretilen ürünler ile Avrupa’da üretilmeyen ürünlerin ayırt edilmesi lazım"&lt;/em&gt; dedi. &lt;strong&gt;Orakçıoğlu&lt;/strong&gt; ABD’de ürünlerin menşe ülkelerinin belirtilme zorunluluğu olduğunu ve Çin’in de 6 ay önce benzer bir karar alarak aynı uygulamayı başlattığını hatırlatarak, Avrupa’nın bu konuda geç kaldığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;Aralıkta Reklam Atağı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Avrupa’nın haksız rekabet karşısında bağırmaya başladığına dikkat çeken &lt;strong&gt;Orakçıoğlu&lt;/strong&gt;, &lt;em&gt;"Artık dev ülkeler, tasarım ülkeleri de canlarının yanmaya başladığını hissetti"&lt;/em&gt; dedi. Lobi çalışmaları kapsamında, Koseyin kararını etkilemek için Almanya, İngiltere, Belçika, Hollanda gibi kuzey ülkelerinde televizyonlar dahil reklam kampanyalarına başlanıyor. &lt;strong&gt;İlk kampanya ise Aralık ayında Almanya’da başlayacak.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;Avrupalı Türk ürünleri&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Süleyman Orakçıoğlu&lt;/strong&gt; Konsey’in onaylaması halinde Türkiye’de üretilmiş ürünlerin de Avrupa’da üretilmiş sayılacağını vurgulayarak şunları söyledi: &lt;em&gt;"Türkiye de Avrupa üretim bölgesi içerisinde değerlendiriliyor. Türkiye’de üretilenler de Avrupa malı sayılıyor. Türk malları Avrupa standartlarında üretiliyor. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Made in&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; bu standartlara uyduğumuzun bir işareti olacak. Biz made in EU (Avrupa malı) ibaresini kullanırken pekçok rakibimiz kullanamayacak. Haksız rekabet yaratan ülkelerin önü kesilecek. Bu uygulamayla Türkiye’nin Avrupa’da pazar payı artar."&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#3333ff;"&gt;&lt;strong&gt;Avrupalı marka da haksız rekabet edemeyecek&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Uygulama ile Avrupa dışında üretim yapan Avrupalı markalar da ayrıştırılmış olacak. &lt;strong&gt;Süleyman Orakçıoğlu &lt;/strong&gt;böylece Avrupa’da üretilmiş izleniminin yarattığı haksız rekabetin ortadan kaldırılacağını belirterek &lt;em&gt;"İtalyan marka üretimini Çin’de yaptırmışsa bu belli olacak. Markanın orijini Avrupalı, üretim Uzakdoğu’da... Tüketici bunu bilecek. Bundan avantaj sağlanılması önlenecek"&lt;/em&gt; şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Kaynak: Hürriyet&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-5692659078368838740?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/5692659078368838740/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=5692659078368838740' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5692659078368838740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5692659078368838740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/11/made-in-ibaresi-onay-bkliyor.html' title='&quot;Made in&quot; İbaresi Onay Bekliyor'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-3807262083597526583</id><published>2006-11-22T00:28:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:28:43.125-07:00</updated><title type='text'>Uniball'dan Rengarenk Kalemler</title><content type='html'>Uni-ball, okulların açılmasına çok az bir süre kala Signo serisi için yeni bir reklam kampanyasına başladı. Uni-ball’ un yaratıcı iletişim diliyle hazırlanan reklam kampanyası, kalemlerin özelliklerini vurgularken, renkli ve eğlenceli tasarımlarıyla da dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uni-ball Signo serisi yeni “ jel roller ” teknolojisiyle birbirinden renkli seçenekler sunuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/1600/1162558658raketler-3.2.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/400/1162558658raketler-3.1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/1600/1162558661raketler-2.0.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/400/1162558661raketler-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/1600/1162558665raketler-1.0.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/400/1162558665raketler-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Eminim benim gibi kalem hastaları vardır içinizde. İşyerinde kalemlikte yer kalmadığı için, çekmeceye doldurduğum, yada masamın üzerine dağılmış, aynı şekilde evde de orda burda heryerde sayısını bilmediğim kadar kalemim var. Ama bunları görünce hepsini toplayıp bi kutuya doldurmaya karar verdim :) Bunlardan alıyorum ama şimdiden söyleyeyim, dokunanı yakarım..!&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-3807262083597526583?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/3807262083597526583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=3807262083597526583' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3807262083597526583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3807262083597526583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/11/uniballdan-rengarenk-kalemler.html' title='Uniball&apos;dan Rengarenk Kalemler'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-3772271681758997692</id><published>2006-11-14T00:35:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:35:47.002-07:00</updated><title type='text'>İşletmeler İçin Yeni Stratejiler : İtibar Yönetimi</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/brochure_Reputation.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/brochure_Reputation.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde sıkça duymaya başladığımız, ama adından aşağı yukarı ne demek olduğunu tahmin ettiğimiz bir konu İtibar Yönetimi... Halkla İlişkiler'in yeni bir dalı olarak ortaya çıkmış ve ülkemizde Amerikalı Profesör Charles Fombrun tarafından verilen bir konferanstan sonra iyice duyulmuş. İtibar yönetimi; şirketlerin, sadece müşteriyi memnun etmekle yetinmeyip, sosyal çevreyide dikkate alarak yeni işletme politikaları oluşturmalarını sağlıyor.&lt;br /&gt;Fombrun tarafından geliştirilen Reputation Quotient (itibar katsayısı) modeli ile, halka açık şirketlerin itibarı ölçülüyor ve sonuçlar ekonomi dergilerinde yayınlanıyor. Yayınlanan listelerde, üst sıralarda yer alan işletmelerin marka değerleri yükseliyor ve hisseleri büyük kazanç sağlıyor. Amerika'da son yıllarda oldukça etkili olan model, ülkemizde &lt;a href="http://www.capital.com.tr/haber.aspx?HBR_KOD=3235"&gt;Capital&lt;/a&gt; dergisinin öncülüğünde başlamış ve firmalar her geçen gün bu konuya olan ilgilerini arttırmaya başlamışlar. Ayrıca bu konuda, Salim Kadıbeşegil tarafından yazılmış bir de &lt;a href="http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=LMG4KFPUDY7YPXWRY828"&gt;kitabımız&lt;/a&gt; var.&lt;br /&gt;İtibarı kazanmak için önemli olan işletmenin her konuda tutarlı davranması, sunduğu ürün ve hizmetlerle farklılık yaratması. İtibar yönetimini uygulamak için, sadece halka açılmış bir firma olmanın çok da gerekli olmadığını düşünüyorum. Son günlerde bu konuda okuduklarımdan anladığım kadarıyla itibar yönetimi; pazarlamayı, halkla ilişkileri, müşteri ilişkileri yönetimini ve kaliteyi birbiriyle en iyi şekilde entegre edip firmanın kurumsal değerini en iyi şekilde ifade etmekten ibaret. Konu hakkında henüz çok fazla bilgiye sahip değilim ama sürekli takipteyim. En kısa zamanda, yine aynı konuyla ilgili yazılarım olacak... Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-3772271681758997692?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/3772271681758997692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=3772271681758997692' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3772271681758997692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3772271681758997692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/11/iletmeler-iin-yeni-stratejiler-itibar.html' title='İşletmeler İçin Yeni Stratejiler : İtibar Yönetimi'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-5763618668659590106</id><published>2006-11-14T00:34:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:34:46.911-07:00</updated><title type='text'>Edebiyata Aşık Olanlar İçin : K Dergi</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/1600/3360K.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger2/5656/4280/320/3360K.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Gerçi 6 hafta oldu. Artık yeni sayılmaz. Önce &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;K Dergi&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; ile tanışma hikayemizi anlatayım. Sevgili arkadaşım &lt;a href="http://markacini.blogspot.com"&gt;Marka-Cini&lt;/a&gt; Rabia ile birlikte bi akşam yürüyüşe çıkmıştık. Otobüs bileti almak için girdiğimiz bir gazete bayisinde kapağındaki &lt;strong&gt;Goethe&lt;/strong&gt;'nin çok sevdiğim sözü &lt;em&gt;"&lt;strong&gt;İnsan Kendini Yalnızca İnsanda Tanır"&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;ı görünce, bu nedir? dedim. İlk sayısı olduğunu anlamadım başta. Fazla düşünmeden aldım hemen ve ikinci şaşkınlığı da fiyatıyla yaşadım : &lt;strong&gt;1 YTL&lt;/strong&gt;...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;K Dergi&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;, 2004 yılında Ahmet Altan'ı transfer eden &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Alkım Yayınları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; tarafından çıkartılmış, haftalık bir edebiyat dergisi. Ve inanılmayacak bişey daha : İlk sayısı 100.000 adet basılmış. Aklınıza hemen Türkiye'de bir edebiyat dergisini alacak bu kadar kişi var mıdır? sorusu gelecek. Bu soruyu Hürriyet gazetesi, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Alkım Yayınları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'nın sahiplerinden Başar Arslan'a sormuş ve "Bence var. Çünkü edebiyat aslında televizyondan daha eğlenceli." yanıtını almış. Başar Arslan’a 100 binlik baskıdan nasıl bir sonuç bekledikleri de sorulmuş. " Ne kadar satacağını göreceğiz. Doğrusu satış rakamına şu anda çok da aldırmıyoruz. Bir YTL ’ye satılan dergiyi yüz bin adet bastık çünkü isteyen herkes bu dergiye ulaşabilsin, okuyabilsin, edebiyat ortak bir konu haline gelsin istedik. Bunu da başaracağız. Türkiye, kalitenin, sanatın, edebiyatın sıkıcı olmadığını keşfedecek. Bu dergiyi okuyanlar, sadece entelektüellerin bildiği yazarların kendilerine ne kadar yakın olduklarını, onları severek bazen de onlara kızarak öğrenecekler. Bu öyle bir dergi ki her okuyucu yeni bir okuyucu daha kazandıracak. Bu dergiyi okuyan birinin okuduklarını kendisine saklaması imkansız, mutlaka paylaşmak isteyecektir. Edebiyatın televizyondan daha eğlenceli olduğunu göstereceğiz."&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Alkım Yayınları&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;'na &lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;K Dergi&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; için çok teşekkür ediyorum. 6 haftadır Rabia ile birlikte, işe gidip gelirken yolda, öğle aralarında ve bulduğumuz her fırsatta okuyoruz. Biraz reklam gibi oldu ama bence dergi bu kadar övgüden fazlasını hakediyor. Yarın bi tane alıp sizde kendi gözlerinizle görebilirsiniz. (Eski sayıları isteyen varsa gönderebilirim....)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-5763618668659590106?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/5763618668659590106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=5763618668659590106' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5763618668659590106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/5763618668659590106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/11/edebiyata-ak-olanlar-iin-k-dergi.html' title='Edebiyata Aşık Olanlar İçin : K Dergi'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-1175493623235843287</id><published>2006-11-09T00:36:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:36:43.794-07:00</updated><title type='text'>4 Milyon İnsan Birarada Ne Yapar?</title><content type='html'>yeğenim doğalı 14 gün oldu bugün. o doğduğundan beri tv izlemiyorum. 2 gündür bikaç kez reklamları izledim ve dikkatimi &lt;a href="http://www.4milyoninsanburadaneyapiyor.com"&gt;www.4milyoninsanburadaneyapiyor.com&lt;/a&gt; diye bağıran bi adam çekti.. bugün işyerinde bakacaktım ama fırsatım olmadı. az önce adresi bir defada yazmayı başarıp siteye girdim. eğer girmediyseniz eminim merak ediyorsunuzdur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/kariyer.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/kariyer.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet... kariyer.net'miş... yenilenmiş web sitesini tanıtmak için hazırlamışlar bu reklamı. reklamda, sitenin yeni tasarımıda çok hoşuma gitti... tebrikler diyorum. başka diyecek bişey yok...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-1175493623235843287?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/1175493623235843287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=1175493623235843287' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1175493623235843287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/1175493623235843287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/11/4-milyon-insan-birarada-ne-yapar.html' title='4 Milyon İnsan Birarada Ne Yapar?'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-7048950375352035331</id><published>2006-11-06T00:38:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:38:37.073-07:00</updated><title type='text'>Eşkiya'nın Kitabı Olur mu?</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/ener_en1(1).jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/ener_en1%281%29.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu kitap sahneye çıktığı ilk günden, sinemaya gönül verip perdede devleşen bir oyuncunun izini sürmek, evrimini ve yarattığı karakterler galerisini gözler önüne sermek amacıyla yazılmıştır. Şener Şen tanıdık bir yüz, içimizi ısıtan bir eğlendirici, bir komedyen, bir trajedi kahramanı, bir eski zamanlar hikâyecisi olmanın ötesinde vicdanımız, sakarlığımız, aşkımız ve yoksunluğumuzdur; Şener Şen katıksız bizdir. Anılarımız, anlarımız, naif gülümsemelerimiz, göz yaşlarımız ve kaybettiklerimizle yeniden buluşmamızı sağlayan bir rehberin, bir oynamayan oyuncunun öyküsüdür anlatılan; bir şaklabanlar, şaşkınlar, üçkâğıtçılar, namuslular, kaybedenler, yalnızlar resmi geçidi... Mazi gönlünde bir yara olanlar için, Bir Şener Şen kitabı!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-7048950375352035331?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/7048950375352035331/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=7048950375352035331' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7048950375352035331'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7048950375352035331'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/11/ekiyann-kitab-olur-mu.html' title='Eşkiya&apos;nın Kitabı Olur mu?'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-880314929818270743</id><published>2006-10-31T00:43:00.000-08:00</published><updated>2007-08-31T00:43:44.131-07:00</updated><title type='text'>YouTube Google'a Ne Kazandırır?</title><content type='html'>Google, 9 Ekim'de yaptığı duyuruyla YouTube'u 1 milyar 650 milyon dolara satın aldığını duyurdu. YouTube Şubat 2005 tarihinde iki arkadaşın (gerçekten) bir garajda kurduğu; bir yaşını yeni doldurmuş bir web hizmeti. Yaptığı şey kullanıcıların video dosyalarını kolayca yükleyip birbiriyle paylaşmasını sağlamak. Bu kadar. Peki onu bizim on binlerce çalışanlı, onlarca yıllık tarihe, milyonlarca dolarlık binalara, arsalara sahip anlı şanlı devlet kurumlarının özelleştirme bedellerinden kat be kat fazla tutara ulaştıran neydi? (Tekel'in 292 milyon dolara satıldığını hatırlayalım mesela).&lt;br /&gt;Bunu Google'ın bir çılgınlığı olarak değerlendirmek saflık olur. Çünkü yine kısa sayılacak tarihinde görüldüğü gibi Google 'çılgınlık' olarak etiketlenebilecek hiçbir adım atmadı. Ama mantıklı hesapların da bu konuda berrak sonuçlar çıkardığını söyleyemeyiz. Pazardaki duruma bakınca YouTube'un lider konumda olduğu tartışılmaz. Aynı hizmetleri veren Google, Yahoo, Microsoft gibi dev rakiplerin karşısında dimdik ayakta kalmayı ve açık arayla liderlik koltuğunda oturmayı başardı. Ziyaretçilerine günde 100 milyon video izleten, her gün 65 bin yeni video dosyası yutan ve ayda 20 milyon kişi tarafından izlenen bir siteden bahsediyoruz. Pazar payı yüzde 60. Son dönemdeki haberlerle bu rakamların misliyle yükseleceğine şüphe yok. Ancak aynı YouTube aslında bir yandan da batmanın eşiğinde bir firma(ydı). Günde 100 milyon video izletebilmek için her ay sadece internet hattına 1 milyon dolar ödüyordu. Google'ın da ilk sermayesini sağlayan Sequoia Capital adlı risk sermayesi şirketi tarafından aldığı 12 milyon dolarlık paranın tamamını hat kirasına yatırdı. Personel maaşlarını bile ucu ucuna çıkarabilen firmanın geleceğe yönelik mucizevi bir gelir beklentisi de yoktu. Dolayısıyla bunca popülerliğin bedeli olarak mecburen bir dev sermayenin kanatları altına girecek ya da iflas bayrağını çekecekti. Neyse ki bu açıdan şanslıydı. Zira kapısında medya devi Murdoch ve Bill Gates gibi isimler sıradaydı. Tercihin neden Google'dan yana yapıldığı konusu net değil fakat eğer kaybedenlerin gerekçesi paraysa ilerde çok üzüleceklerine şüphe yok. Verilere bakınca hiçbir mantığa oturmayan bu garip alışverişin arkasında iki berileyici unsur var. Birincisi kullanıcıların yarattığı içeriği yöneten sitelerin yükselişi. Eskiden siteler kullanıcılara içerik üretmek için uğraşırdı; şimdi devir kullanıcıların içeriğini yönetmek üstüne kurulu. Yani kullanıcılara her gün bir fotoğraf yollamak yok; mesele onların yolladıklarını toplayıp idare etmek. Video için de, şarkı için de aynı şey geçerli. Bugünün kazanan siteleri üyelerin yarattığı şeyleri saklayıp organize edebilenler. Google'a bunca parayı döktüren ikinci şeyse rekabetin güçlüğü. Yani pazarın büyük dilimini kaptırınca, karşı taraf inanılmaz bir hata yapmadıkça parayla, reklamla öne geçmek imkânsız. Olsaydı Microsoft Google'ı; Google da YouTube'u ayağının altında ezerdi. Olmuyor işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak: M. Serdar Kuzuloğlu - Radikal&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-880314929818270743?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/880314929818270743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=880314929818270743' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/880314929818270743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/880314929818270743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/10/youtube-googlea-ne-kazandrr.html' title='YouTube Google&apos;a Ne Kazandırır?'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-6337011110321856384</id><published>2006-10-29T00:41:00.000-07:00</published><updated>2007-08-31T00:42:22.517-07:00</updated><title type='text'>Evet konu yine : Pizza</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/kono-pizza.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/kono-pizza.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pizza yemek zordur ama olsun... Yine de güzeldir. Sırf kibar olayım diye çatalla bıçakla yemeyede kalksanız, uzayan peynirler sizinle dalga geçebilir. Pizza yerken zorlananlar içinde parlak bi fikir bulmuş eloğlu... (Şerefsizim benimde aklıma geldiydi...) İtalya'dan Kono Pizza, üç dakikada ve 1,5 Euro'ya servis ettiği pizzaları külahta satışa sunuyor. Şimdilik 5 şubesi bulunan Kono Pizza, yakında tüm Avrupa'ya yayılacak. Türkiye'ye de acilen bekliyorum. Kibar olmak için değil, yolda yürürkende pizza yiyebilmek için...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-6337011110321856384?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/6337011110321856384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=6337011110321856384' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/6337011110321856384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/6337011110321856384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/10/evet-konu-yine-pizza.html' title='Evet konu yine : Pizza'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-7162260583523211342</id><published>2006-10-24T00:39:00.000-07:00</published><updated>2007-08-31T00:39:44.808-07:00</updated><title type='text'>Oh my Google..!</title><content type='html'>Bir zamanlar birileri, gelecekte teknolojinin Tanrı olarak nitelendirileceğini söyleyip bütün tepkileri üzerlerine çekmişti. Ama çok uzun zaman geçmedi; ve Google kimilerine göre artık bir Tanrı...&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/googlism.0.gif"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/googlism.0.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Ve Google'ın Tanrı olduğunu düşünenler için sanal bir kilise bile var ve bu düşüncenin gerekçelerini şöyle açıklıyorlar : &lt;p&gt;&lt;strong&gt;1- Her şeyi bilir :&lt;/strong&gt; 9,5 milyar sayfayı satır satır bellemiştir. Ayrıca topladığı ek bilgilerle başka kimsenin sahip olmadığı bilgilere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2- Her an, her yerdedir :&lt;/strong&gt; Hafızasına aldığı milyarlarca sayfalık bilgi dünyanın her yerine dağılmıştır. Her cihazdan, her yerde ona ulaşmamız mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3- Dualara cevap verir :&lt;/strong&gt; Bir arama yaparak dileğinizi istersiniz, o da verir. Örneğin kanserseniz dilediğiniz şifanın (tedavinin) yerini size o gösterir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4- Ölümsüzdür :&lt;/strong&gt; Fiziksel bir varlık, cisim değildir. İşleyişini sağlayan algoritmaları birçok bilgisayara dağılmıştır. Bir parçası yok olsa da kalanı çalışır. Teorik olarak sonsuza kadar var olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5- Sonsuzdur :&lt;/strong&gt; İnternet teorik olarak sonsuza kadar büyüyebilir. Google da.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6- Her şeyi hatırlar :&lt;/strong&gt; Kaşe belleği sayesinde sizin sildiğiniz şeyleri bile aklında tutar. İnternetteki her şey sonsuza kadar hafızasına yerleşir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7- Şeytanlık yapmaz :&lt;/strong&gt; Kurumsal felsefesi bunu yasaklar.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8- Varlığının belgesi boldur :&lt;/strong&gt; Google'ın varlığı şu ana kadar tapınılan her Tanrı'dan daha barizdir. Eğer görmek inanmaksa, google.com'a bakılabilir! &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Daha fazlası için sanal kiliseyi ziyaret edin : &lt;a href="http://thechurchofgoogle.org/"&gt;http://thechurchofgoogle.org/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-7162260583523211342?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/7162260583523211342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=7162260583523211342' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7162260583523211342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/7162260583523211342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/10/oh-my-google.html' title='Oh my Google..!'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-998554046580211315</id><published>2006-10-18T00:23:00.000-07:00</published><updated>2007-08-31T00:23:27.010-07:00</updated><title type='text'>Hackerlar Kimden Korkar</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/ads??z.1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/ads%3F%3Fz.0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Güven kazanılan bir şeydir.HACKER SAFE siteleri FBI/SANS internet güvenliği testini hergün geçerek bu güveni kazanır."&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#990000;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;ScanAlert dünyanın lider web sitesi güvenlik sertifika hizmeti sağlayıcısıdır.&lt;br /&gt;Web sitelerini hackerlardan korur ve bunu müşterilerine patentlenme aşamasında olan HACKER SAFE teknolojisiyle belgeler. Günlük güvenlik denetimleri ve gerçek zamanlı sertifikasyon müşterilerin alışveriş yaptıkları sitelerin kişisel bilgilerini hackerlardan korumak için gerekli adımları atıp atmadıklarını anlamalarını sağlar. HACKER SAFE sertifikası sahibi on-line satıcılar müşterilerin kişisel bilgi hırsızlığı ve kredi kartı sahtekarlığı konusundaki korkularının hafiflemesi sonucu on-line işlemlerde sürekli artış olduğunu gözlemlerler.&lt;br /&gt;70,000’in üzerinde web sitesi gizli bilgileri korumak ve Payment Card Industry (PCI) veri güvenlik standardına uygunluklarını doğrulamak için HACKER SAFE’e güvenmekte. Sayıları binleri bulan müşterileri arasında Visa International, Yahoo!, Warner Bros, Amerikan Kızıl Haç’ı, Northrop Grumman ve Internet Retailer ilk 500 listesinde yer alan şirketlerin %40’ından fazlası yer almaktadır. HACKER SAFE güvenlik sertifika hizmetleri Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa, Avustralya, Japonya, Tayvan ve Türkiye de yer alan ofisler aracılığıyla İngilizce, Japonca, Çince, İspanyolca, Portekizce, Flemenkçe ve Türkçe dillerinde sunulmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-998554046580211315?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/998554046580211315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=998554046580211315' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/998554046580211315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/998554046580211315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/10/hackerlar-kimden-korkar.html' title='Hackerlar Kimden Korkar'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-8884709672869215072</id><published>2006-10-17T00:21:00.000-07:00</published><updated>2007-08-31T00:21:29.199-07:00</updated><title type='text'>Hizmet Markası</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/mark2.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/mark2.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;color:#000000;"&gt;Ticaret ve hizmet sektöründe, mal ve hizmetleri birbirlerinden ayırmak ve tanıtmak için kullanılan markalar, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında güvence altına alınarak korunmalıdır. Türkiye'de 1995 yılı Haziran ayında Avrupa Birliğine giriş sürecinde yeniden düzenlenerek uygulamaya konan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile uluslararası alanda yıllardan bu yana koruması olan, ticaret markası yanında hizmet markasının da tesciline imkan verilerek Avrupa ve Dünyanın diğer gelişmiş ülkeleri ile ayni standartlar yakalanmış bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Firmaların üretmiş oldukları ürün ve sunmuş oldukları hizmetlerin tanıtımında ve tüketicinin zihninde yer edebilmesinde önemli bir yere sahip olan markaların tescil edilerek korunması, marka sahiplerine hukuki anlamda hak talep etmeleri ve özel kanuni düzenlemelerden yararlanmaları imkanını vermektedir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'deki marka başvuruları ; &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;1. Ticaret Markası&lt;br /&gt;2. Hizmet Markası&lt;br /&gt;3. Ortak Marka&lt;br /&gt;4. Garanti Markası&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;olmak üzere dört ana gruba ayrılarak tescil edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alt baslıkları altında ilgili kanun ve yönetmeliklerde tarif edilen marka türlerinden Türkiye'de en çok bilinen ve tescil ettirilerek koruma alınan marka türü, "&lt;em&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;&lt;strong&gt;Ticaret Markası&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;" ve "&lt;em&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;&lt;strong&gt;Hizmet Markası&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;" 'dır. Son yıllarda hizmet sektörünün hızlı bir gelişim trendi içinde olması kuruluşları sahip oldukları markaları faaliyet alanları ile ilgili ve alakalı hizmetleri de kapsayacak şekilde tescil ettirmeye yöneltmiştir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-8884709672869215072?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/8884709672869215072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=8884709672869215072' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8884709672869215072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/8884709672869215072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/10/hizmet-markas.html' title='Hizmet Markası'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8094213663188017200.post-3051632513607186512</id><published>2006-10-17T00:17:00.000-07:00</published><updated>2007-08-31T00:18:18.181-07:00</updated><title type='text'>Farklı Olmak Diye Buna Derim Ben</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/1600/Smart%20fortwo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/1138/3895/320/Smart%20fortwo.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda iki hizmeti birden verebilir misiniz? Belki.. Zor tabi. Ama bunu çok iyi başaran birileri var. Duydunuz mu bilmiyorum... "CarPuzz"&lt;br /&gt;CarPuzz.com hem reklam hemde araç kiralama hizmetini aynı anda veriyor. Ve bunu, her gittiği yerde dikkati çeken Smart Fortwo ve Smart Forfour araçlarla yapıyor.&lt;br /&gt;Markalar reklamları için yeni yeni fikirler üretirken akıllarına otobüsleri, şirket arabalarını giydirmek gelmiş ve bu fikir ilk Avrupa’da uygulanmaya başlanmış. Hatta bu işi ileri götürenler kendi araçlarına – bisikletlerine bile reklam almışlar.&lt;br /&gt;Carpuzz .com Türkiye’de bir ilki başlatıyor. &lt;br /&gt;İlk etapta bir grup otomobile, tanınmış markaların reklamını alıyor ve otomobili çok düşük bir bedelle kiralıyor. Böylece siz İstanbul caddelerinde gün boyunca gezip tozuyorsunuz, reklamda bol bol herkeze kendini gösteriyor. &lt;br /&gt;Günlük 8 - 39.9 YTL arasında değişen çok cazip fyatlarla maksimum 5 günlüğüne bu araçları kiralayabiliyorsunuz. Bunun için en az 5 yıllık B sınıfı ehliyetiniz ve kendinize ait bir kredi kartınız varsa, ve Türkiye sınırları içinde ikamet ediyorsanız Smart'lar CarPuzz.com'da sizi bekliyor. Daha ne duruyorsunuz..!? &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.carpuzz.com/"&gt;https://www.carpuzz.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8094213663188017200-3051632513607186512?l=mavioda.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mavioda.blogspot.com/feeds/3051632513607186512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8094213663188017200&amp;postID=3051632513607186512' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3051632513607186512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8094213663188017200/posts/default/3051632513607186512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mavioda.blogspot.com/2006/10/ayn-anda-iki-hizmeti-birden-verebilir.html' title='Farklı Olmak Diye Buna Derim Ben'/><author><name>Filiz Kirazoğlu</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_gQqwRGbe2iA/TCeM_MSFK6I/AAAAAAAAARw/N-dX-4HtKrY/S220/untitled.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
